Gezi / Doğa

Sagalassos — Bulutların Arasında Unutulmuş Antik Kent ve Antoninler Çeşmesi

Sagalassos Antik Kenti

Yakın zamanda gün yüzüne çıkarılan ve Roma dönemi mimarisinin muhteşem örneklerini barındıran Sagalassos antik kenti, Torosları seyreden bir tepenin yamacında eşsiz bir açık hava müzesi gibi ışıldıyor. Görkemli Antoninler çeşmesinin şelale görünümünde dökülen suyu, agoraya estetik bir görüntü kazandırırken antik kente adeta hâlâ yaşayan, canlı bir yer havası veriyor.

Burdur’un Ağlasun İlçesi sınırları içerisinde bulunan ve yakın geçmişte gün yüzüne çıkarılan Sagalassos antik kenti, yüksek bir tepenin yamacındaki konumu ve göz kamaştırıcı mimari güzelliğiyle etkileyici bir yer. 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmiş olan, Toroslar’da unutulmuş bu sanat eseri şehrin geçmişi günümüzden binlerce yıl öncesine kadar uzanıyor.

Aşıkların ve imparatorların gözde şehri olarak bilinen antik kentin sembolü durumundaki Antoninler çeşmesi, mimari güzelliği ve ihtişamıyla insanı gerçekten büyülüyor. Yüksek sütunlar, işlemeli taşlar ve heykellerle süslü bu görkemli çeşmeden çağlayarak akan kaynak suyu, Sagalassos’a adeta hâlâ yaşayan, canlı bir yer havası veriyor.

Bir dağın yamacından etraftaki vadileri, tepeleri ve ormanları izleyerek antik kentin sokaklarında dolaşmaya başladığınızda kendinizi adeta geçmiş çağlarda yaşanan neşe ve heyecanın içinde buluyorsunuz.

Heyecanlı yolculuk

Sagalassos antik kenti nerede, nasıl gidilir (ulaşım), tarihi geçmişi, arkeolojik kazılar, sanatsal yapıları, giriş ücreti ve ziyaret saatleri gibi merak edilen soruların yanıtlarını bu yazıda bir araya getirdim. Yazının sonunda harika görüntüler izleyebileceğiniz bağlantılar verdim. Daha önce tarihe ve antik kentlere ilgi duymamış biri dahi olsanız, bu yazıyı okuyup, gözlerden uzak, doğanın koynundaki bu eşsiz şehrin binlerce yıllık sokaklarında yürümeye başladığınızda zamanda yolculuğa çıkmış gibi hissedecek ve heyecan duymaya başlayacaksınız.

Bulutların arasında bir antik kent

Yüksek bir yamaçtaki konumu ile iyi korunmuş devasa sanatsal anıt yapıları, Sagalassos antik kentini öne çıkaran iki önemli özelliği.

Bir dağın yamacında

Sagalassos antik kentinin en çarpıcı özelliklerinden biri kurulduğu yerin bölgenin yüksek konumlarından biri olması. Kent, Akdağ’ın (Batı Toros dağları) güney yamacında yer alıyor. Dağları ve derin vadileri bulutların arasından seyreden Sagalassos antik kentinin deniz seviyesinden yüksekliği 1600- 1750 metre arasında değişiyor. Kentin bu yükseklikteki bir yere kurulmasının sebebi olarak, güvenlik, su kaynaklarının ve verimli vadilerin zenginliği görülüyor. Ayrıca buranın, kaliteli seramik ve tuğla yapımı için kil ve maden cevherleri bakımından zengin bir bölge olduğu biliniyor. Seramik yanı sıra bol miktarda zeytin ve tahıl üretimi Sagalassos’u Roma’nın gözünde önemli bir yere getirmiş. Büyük İskender buraya geldiğinde üs olarak kullandığı için Sagalassos’un hemen karşısında duran üçgen tepeye İskender Tepesi adı verilmiş.

Roma dönemi mimarisi

Üzerinde kurulmuş olduğu teraslı yapısı ile eşine az rastlanır özellikler taşıyan Sagalassos antik kenti, Roma dönemi başta olmak üzere Helenistik ve Bizans dönemi mimarisinin muhteşem örneklerini bünyesinde barındırıyor. Orijinal yapı taşları ile restitüsyonu yapılmış (restore edilmiş) kentin anıtsal yapıları bir dağın tepesinde görkemli bir görüntü oluşturuyor.

Sagalassos hakkında diğer bilgilere geçmeden önce isterseniz kısaca tarihçesi ve anıtsal yapılarına dair öğrendiklerime göz atalım.

Sagalassos Antik Kenti Agora

Sagalassos’un tarihçesi

Antik dönemde (MÖ 3000 -2000) Akdeniz’e kıyısı bulunan Likya ve Pamfilya medeniyetlerine komşu Pisidya Bölgesi (yaklaşık bugünkü Göller Bölgesi) içerisinde yer alan Sagalassos’a ilk olarak Hititlerin bir kolu olan Luwiler yerleşmiş.

MÖ 3. yüzyılda Makedonya Kralı Büyük İskender’den sonra kente Helen (antik Yunan) kültürü egemen olur. Sagalassos MS 4. yüzyıldan itibaren Hristiyanlaşarak Doğu Roma İmparatorluğunun önemli yerleşim yerleri arasına girer ve İmparator Hadrianus tarafından Pisidya ülkesinin baş şehri unvanı verilir. Roma döneminde Pisidya ülkesi kentlerinin büyük bölümü Toros Dağlarının yalçın kireçtaşı tepeleri üstünde kurulmuş. Buralarda geniş topraklara sahip olan ve köle çalıştıran tapınaklar yer alır. Bu tapınaklar, yöreye egemen olmak isteyenlere karşı sürekli direnen, yasa tanımaz bir halkın sığınağıymış.

İmparatorluk döneminde ekonomisi tahıl ve zeytin üretimine ve seramik çömlek yapımına dayalı olan Sagalassos antik kenti 541 yılında başlayan veba salgını ve 610 yılındaki depremden sonra terk edilmeye başlanmış.

13. yüzyılda Selçuklu egemenliğine giren Sagalassos’un nüfusunun tarih boyunca en fazla beş bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Günümüzde antik kentin hemen aşağısındaki vadiye kurulmuş bulunan Ağlasun ilçesi ismini buradan alıyor.

Büyük İskender Ordusunun Pisidya’dan geçerken izlediği rota MÖ 333. (Wikipedia)

Kazı ve restorasyon çalışmaları

Kentin kalıntıları ilk olarak Fransız gezgin Paul Lucas tarafından 1706 yılında keşfedilmiş. 1824 yılında İngiliz din adamı Francis Arundel, burada bulduğu yazıtlardan yola çıkarak kentin Sagalassos olduğunu keşfetmiş. Alman gezgin Kont Lanckoronski ise altmış yıl sonra 1884 – 1885 yılları arasında ilk bilimsel araştırmaları başlatmış. Sonraki yüzyıl boyunca, Efes ve Bergama gibi daha büyük kentlerde kazılara başlanınca Sagalassos ihmal edilmiş ve nihayet 1983 yılında Stephen Mitchell yönetiminde araştırmalara tekrar başlanmış. 1986 yılında daha sonra kazı başkanlığı yapacak olan Belçika’daki Leuven Katolik Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Marc Waelkens’in de arasında olduğu ekip, dört yıl sürecek olan yüzey araştırmalarına başlamış; 1990 yılında ise Waelkens’e kazı izni verilmiş. 1990 yılında başlayan ve 1.200 km2’lik bir alana yayılan kazı çalışmaları 2013 yılına kadar sürmüş. Sagalassos’ta kazı çalışmaları halen Belçikalı, Türk ve diğer ülkelerden araştırmacılardan oluşan bir bilimsel ekip tarafından yürütülmekte, kazı ve restorasyonlara Ağlasun halkı da katılmaktadır.

Restorasyon potansiyeli halen çok yüksek görülen Sagalassos’un son kalıntıları yapılan arkeolojik çalışmalarla gün yüzüne çıkarılmaya devam ediyor. Sagalassos antik kentinde ortaya çıkarılan her yapı, Anadolu’nun ve uygarlık tarihinin kültürel zenginliğine değer katıyor.

Zamanda yolculuk

Sagalassos, dağların arasında görkemli anıtlarıyla etkileyici bir yer. Burada antik çağlara bir zaman yolculuğuna çıkarken dağlık olması nedeniyle küçük iniş ve yokuşlarla ve merdivenlerle dolu güzel bir doğa yürüyüşü yapmaya da hazır olun.

Bugün görülen yapıların çoğu, Roma İmparatorluğu ve Helenistik dönemin kalıntıları. Sagalassos’u gezerken, kentin Yukarı Agora’sında (meydan), restore edilmiş ve suları çağlayan anıtsal Antoninler çeşmesi ile yaklaşık 13 m yüksekliğinde onursal sütunları, çift kemerli kapılar (Claudius ve Caligula) ve agorayı çevreleyen yapıların kalıntılarını görebilirsiniz. Antik kentin buluntuları arasında, Aşağı Agora, Hadrian Çeşmesi, Yukarı Agora, Antoninler Çeşmesi, Geç Helenistik Çeşme, Neon Kütüphanesi, Heroon, devasa Roma hamamı (Mermer Salon ve İmparatorluk Salonu), dokuz bin kişilik Tiyatro, Apollon Klarios ve Antonius Pius Tapınakları, Sütunlu Cadde, Odeon (kapalı kültür merkezi), Meclis Binası, Macellum (gıda pazarı), Bazilika gibi yapıtlar ve şehrin bin yıllık tarihini anlatan başka pek çok eser yer almaktadır.

Sagalassos’ta bulunan ve Traian dönemine ait Ares, Herkül, Hermes, Zeus, Athena ve Poseidon büstleri Antik Dönem heykeltıraşlığının önemli örneklerinden sayılıyor. Kazılarda ele geçen buluntular (seramik kaplar ile pek çok değerli eser) ve dünyaca ünlü heykellerin asılları Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir.

Antoninler Çeşmesi

Kentin ortasında yer alan Antoninler çeşmesi, işlemeli sütunları, devasa heykelleri ve görkemiyle insanı fantastik bir dünyada hissettiren büyüleyici bir eser.

MS 160-180 yılları arasında Yukarı Agora’nın kuzeyine inşa edilmiş olan görkemli anıtsal çeşme, Sagalassos antik kentinde en göze çarpan yapıt. Çeşme, İmparator Marcus Aurelius zamanında Romalı zengin hayırseverler tarafından yapılmış ve tanrı Dionysos’a ithaf edilmiş. 28 m genişlik ve 9 m yüksekliğe sahip Antoninler çeşmesinin her iki yanında Dionysos Tanrısı ile birlikte beş heykel ve bir Roma yazıtı bulunuyor.

Antoninler Çeşmesi uzun yıllar süren çalışmalarla üç binden fazla parçasının bir araya getirilmesiyle aslına uygun olarak ayağa kaldırılmış ve bugünkü ihtişamlı görünümüne kavuşmuş. Çeşmenin tam ortasında 4,5 m yükseklikten şelale görünümünde dökülen ve 81 m3 hacimli havuzda biriken su, 230 m yukarıdaki Geç Helenistik çeşmenin kaynak suyundan geliyor. Yedi farklı taştan yapılmış çeşme 2010 yılı Ağustos ayında tamamlanan restorasyonun ardından ziyarete açılıyor ve o günden beri akmaya devam ediyor.

Sagalassos Tiyatro

Tiyatro

MS 2. yüzyılda inşa edilen ve İmparator Marcus Aurelius döneminde açılan tiyatro, şehrin doğu tarafında biraz daha yüksek bir konumda bulunuyor. Sagalassos tiyatrosu Dünyanın en yüksek irtifadaki tiyatrolarından biri olma özelliğini taşıyor. İki büyük depremde hasar gören tiyatroda oturma yerlerinin büyük bölümü halen sağlam durumda.

Heroon

Kentin soyluları tarafından bir kahramanın onuruna yaptırılan ve Kahramanlar Anıtı olarak da bilinen Heroon adlı yapı yaklaşık 14 metre yükseklikte. Dans eden kız figürlerinin yer aldığı bir friz ile süslenmiş Heroon, Antoninler Çeşmesinin batı tarafında yüksek bir konumda göze çarpıyor.

Agora

Antoninler çeşmesinin önündeki döşeme taşlar üzerine kurulu agora, Romalılar döneminde önceleri politik tartışmalar için kullanılırken daha sonra pazar yeri olarak kullanılmaya başlanmış.

Odeon

İnşası 200 yıl sürmüş olan Odeon’un yapımına imparator Augustus zamanında başlanmış. Yarım daire biçimli 200 kişilik oditoryuma sahip kapalı bir kültür merkezi işlevi gören odeonda Romalılar zamanında müzik, tiyatro, şiir ve güzel konuşma gösterileri düzenlenirmiş. Odeon’da daha sonraları gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri de yapılmış.

Roma hamamı

Büyük bir kompleks olarak inşa edilmiş hamamda iki salon bulunuyor. Romalılar zamanında, bu salonlarda spor karşılaşmalarında kazananların ödüllerinin verilmesi gibi çeşitli törenler yapılırmış. İmparatorluk salonunun nişlerinde imparatorlar ve eşlerine ait heykeller yer alırken, imparatorluk kültünün yerini Hristiyanlığa bırakmasıyla birlikte heykeller buradan alınarak başka kısımlara taşınıyor.

Hadrian ve Marcus Aurelius heykelleri

Sagalassos antik kentindeki Roma hamam kompleksinde, Roma İmparatorluğunda Antoninler hanedanlığının en görkemli zamanlarını temsil eden, imparatorlar Hadrianus (MS 117-138) ve halefleri Antoninus Pius ile Marcus Aurelius’un (MS 161-180) eşleriyle birlikte devasa (beşer metre) mermer heykelleri bulunmuş ve bu haber iki binli yıllarda Avrupa medyasında geniş yer almıştır.

Sagalassos antik kenti

Kaya Mezarları

Nekropol adı verilen kaya mezarları geniş bir alanda dağ yamacına yayılmış durumda. Mezarların çoğu lahitlerden oluşmaktadır. Kuzeydeki kaya mezarları ise düz bir kaya yüzeyine yontulmuş üzeri kemerli girintilere sahiptir.

Neon kütüphanesi

Helen çeşmesinin bitişiğindeki kütüphane koruma altında. Tabanında kullanılan beyaz, bej ve gri renkli kireç taşlarından yapılmış mozaik döşeme ve depremler sonucu oluşan çökmeler dışarıdan izlenebilir.

Çömlek atölyeleri

Tiyatronun aşağısında yer alan çömlek atölyeleri veya çömlek mahallesinde üretilen çömlek seramikler Kahire, Ege adaları ve Yunanistan ile Roma’nın da aralarında bulunduğu dünyanın çeşitli yerlerine ihraç edilmiş. Bunları günümüzde Avrupa’nın birçok müzesinde görmek mümkün.

Sagalassos nerede, nasıl gidilir?

Antalya, Burdur ve Isparta il sınırlarının kesiştiği bir bölgede bulunan Sagalassos antik kenti Burdur merkeze 39 km, Isparta’ya 47 km, Antalya’ya yaklaşık 110 km uzaklıkta. Burdur Antalya kara yolunun 14. kilometresinde Ağlasun yönüne 25 km kadar ilerlediğinizde ilçe merkezine, oradan kuzeye tırmanan manzaralı ve bol virajlı yolu takip ederek 7 km sonra antik kente ulaşabilirsiniz.

Ağlasun’a Isparta, Burdur ve Antalya’dan otobüsle ve minibüsle ulaşmak mümkün.

Ağlasun minibüs kooperatifi durağından (veya buraya tıklayarak), Sagalassos’a çıkan seferler hakkında bilgi alabilirsiniz. İlçe merkezinde anıt çınarın etrafında taksi de bulabilirsiniz.

Ağlasun’dan Sagalassos’a doğa yürüyüşü

Ağlasun’dan Sagalassos’a bir doğa yürüyüşü yaparak da çıkmak mümkün. Bunun için asfalt yolu değil, dört ayrı yürüyüş rotasından birini izleyerek daha kısa yoldan hedefe varabilirsiniz. Rotaların uzunluğu 2,4 ile 5,1 km arasında değişiyor ve bazıları dik çıkışlar içeriyor. Ağlasun ilçe merkezinde anıt çınarın yakınındaki turizm bilgi merkezinden bu rotalar hakkında bilgi, haritalar, rehber kitapçıklar temin edebilirsiniz.

Sagalassos antik kentinin haritadaki konumunu görmek için buraya tıklayın.

Ziyaret saatleri ve giriş ücreti

Kültür Bakanlığı’na bağlı Sagalassos ören yeri, haftanın her günü ziyarete açık, ancak yaz ve kış dönemine göre kapanış saatleri değişiklik gösteriyor.

  • 31 Ekim – 1 Nisan arası ziyaret saatleri:
    • Açılış: 08.30
    • Kapanış: 17.30
  • 1 Nisan – 31 Ekim arası ziyaret saatleri:
    • Açılış: 09.00
    • Kapanış: 19.00

2020 yılı için Sagalassos antik kenti giriş ücreti 14 TL olarak belirlenmiş. Tek girişlik bilet yerine isterseniz girişte 60 TL karşılığında Müzekart+alabilir ve tüm müzelere bir yıl boyunca başka ücret ödemeden girebilirsiniz.

Antik kenti gezmek için tercihinize göre üç farklı güzergâh bulunuyor. En kısa güzergah yaklaşık 1,5 km ve 1 saat sürmektedir. Antik kenti tamamıyla keşfetmek isterseniz 4 kilometrelik bir yürüyüşe yaklaşık 4 saatinizi ayırmanız gerekiyor.

Antik kent müzesinin girişinde araç park yeri ve muhteşem manzaralı dinlenme tesisleri yer alıyor. Yaz dönemi ziyaretlerinizde yanınıza şapka, güneş koruyucu, su almayı ve spor ayakkabı giymeyi unutmayın.

Gezeceğiniz yerler hakkında daha çok bilgi sahibi olmak için antik şehre girişten önce, panodaki agora ve civarının 2. yüzyıldaki halini gösterir görsele mutlaka göz atın.

Sagalassos’a yakın konumdaki Salda Gölü, Lavanta tarlaları ve Kovada Gölü Milli Parkı’nı gidilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

Birkaç ilginç not

  • Çocukluğu yakın köylerde geçen yöre halkı, kazı çalışmalarının henüz başlamadığı 80’li yıllarda Sagalassos’ta devasa büyük heykeller olduğunu, civarda yalnızca çevre halkının bildiği su tunelleri ve lahit mezarlıklar olduğunu bildiriyorlar.
  • 1996’dan sonraki kazı çalışmalarında Sagalassos’ta birçok mezar ve iskelet bulunmuş. Uygulanan DNA testlerinde bu iskeletler ile kazıda çalışan yerel halk arasında akrabalık bulunduğu belirlenmiş.
  • Sagalassoslular, paganlığı bırakıp Hristiyanlığı benimsediklerinde inançları uğruna kentlerindeki Roma döneminden kalma çoğu heykeli çıplak diyerek tahrip etmişler ve sütunlar üzerine dönemin diliyle “yalnızca bir tanrı vardır” yazmışlar.
  • Sagalassos, 2008 yılında gün ışığına çıkarılan Roma İmparatoru Hadrian’a ait baş heykeliyle uluslararası alanda pek çok arkeoloji yayını tarafından en önemli buluşların yapıldığı 10 yerden biri seçilmiş. Eser Londra’daki British Museum’da düzenlenen “Hadrian” sergisinin en önemli parçası olmuş.

Yararlı bağlantılar

Dağların arasında hayranlık uyandıran manzarası ve muhteşem eserleriyle Toroslar’da ışıldayan Sagalassos antik kenti, zengin geçmişiyle tarih, sosyoloji, antropoloji bilim dalları ile uğraşan veya ilgi duyan herkesin merakını çekmektedir.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki sitelerden yararlanabilirsiniz.

120 bilim insanından oluşan uluslararası ekip tarafından Sagalassos sahasında yürütülen on iki yıllık multidisipliner kazıların izini süren video.

Yeni bir yazıda görüşünceye dek, “öğrenmeye devam edin.”

Yazar Hakkında

Baki Karaçay (MPA)

iO Akademi'de Eğitmen, Danışman. 25 yılı aşkın süre profesyonel deneyim sahibi Kamu Yönetimi Uzmanı (YL) ve Mühendis / Antalya Valiliği AB Projeleri Koordinatörü (2009-2020). Avrupa Birliği Projeleri kitabının yazarı ve Proje Döngüsü Yönetimi Eğitmeni. Sosyal Psikoloji meraklısı. Fotoğraf gönüllüsü. Webmaster. Bağlama sanatçısı. Kayakçı, doğa yürüyüşçüsü.

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz