Yapay Zekâda Şu Anda Neredeyiz? “Gartner Hype Eğrisiyle” Bugünü ve Geleceği Anlamak

Yapay Zekâda Şu Anda Neredeyiz? "Gartner Hype Eğrisiyle" Bugünü ve Geleceği Anlamak

Yapay zekâ konusunda bir yanda büyük bir heyecan, diğer yanda giderek büyüyen bir kaygı var. Ancak teknoloji tarihine baktığımızda yaşananların hayli tanıdık olduğunu görüyoruz. Teknolojinin kapasitesiyle toplumun beklentileri hiçbir zaman aynı hızda ilerlemiyor. Bugünü ve geleceği anlamanın yolu, Gartner Hype Eğrisi’nde bugün tam olarak nerede durduğumuzu görmekten geçiyor.

Neredeyse her gün yeni bir şey duyuyoruz. Bir gün yapay zekânın birçok mesleği ortadan kaldıracağından söz ediliyor, ertesi gün yeni bir yapay zekâ aracının insanlardan daha iyi yaptığı işler sıralanıyor. Bir yanda büyük bir heyecan, diğer yanda giderek büyüyen bir kaygı var.

Ancak teknoloji tarihine baktığımızda yaşananların hayli tanıdık olduğunu görüyoruz. Her yeni teknoloji ortaya çıktığında yaşanan süreç çoğu zaman birbirine benziyor. Bu süreci açıklamak için teknoloji dünyasında sık kullanılan modellerden biri Gartner Hype Döngüsü (Gartner Hype Cycle) adıyla biliniyor. Hype, bir şey hakkında yapılan aşırı abartılı tanıtım, reklam ve duyulan büyük heyecan anlamına geliyor. Gartner firmasının analisti Jackie Fenn’in 1995’te ortaya koyduğu bu beş aşamalı yaklaşım, yeni teknolojilere yönelik ilgi ve beklentilerin zaman içindeki değişimini bir eğri üzerinde gösterir.

Toplumun verdiği tepki çoğu zaman teknolojinin gerçek kapasitesiyle aynı hızda ilerlemez. Önce merak başlar, ardından büyük bir heyecan oluşur. Teknoloji hakkında konuşanların sayısı hızla artar. Medya ilgisi yükselir, şirketler yatırım yapar, yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkar. Beklentiler giderek büyür.

Sonra gerçek yaşam devreye girer.

Teknolojinin sınırları görülmeye başlanır. İlk denemeler beklenen sonucu vermeyebilir. Maliyetler, sınırlılıklar, güvenilirlik sorunları ve uygulama güçlükleri görünür olmaya başlar. Başarısızlıklar ortaya çıkar, heyecan azalır ve bir süre önce büyük umut bağlanan teknoloji bu kez hayal kırıklığı yaratmaya başlar. İlgi azalır. Bazıları teknolojinin abartıldığını düşünür.

Ancak süreç burada bitmez. Zamanla teknoloji daha iyi anlaşılır. Gerçekten yarar sağlayan kullanım alanları ortaya çıkar, yöntemler gelişir ve beklentiler daha gerçekçi bir düzeye gelir. Sonunda teknoloji günlük yaşamın ve çalışma düzeninin doğal bir parçasına dönüşür.

Yapay zekânın bugün yaşadığı süreç de büyük ölçüde böyle okunabilir. Ve bugün bu eğriye yapay zekâ açısından baktığımızda oldukça ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Yapay zekâ bu eğrinin neresinde?

Yapay Zekâ Bu Eğrinin Neresinde?

Yapay zekâ artık yalnızca araştırma laboratuvarlarında veya büyük teknoloji şirketlerinde kullanılan bir teknoloji olmaktan çıktı. Günlük işlerimize doğrudan dokunan bir teknoloji haline geldi. Ve tam da burada beklentiler ile gerçek kapasite arasındaki mesafe büyümeye başladı. Acaba hangi aşamadayız?

1. Teknoloji Tetikleyicisi

“Bunu da mı yapabiliyor?”

İlk aşamada temel duygumuz merak. Bu yeni teknolojiyle karşılaşınca şaşırdık: “Bunu da gerçekten yapabiliyor mu?”

Yapay zekâya ilişkin ilk büyük heyecan da bu şaşkınlıkla başladı. Bir paragraf yazdırmak, bir görsel oluşturmak, bir dilekçe hazırlatmak, kod yazdırmak veya bir fikri saniyeler içinde geliştirmek birçoğumuz için alışılmışın dışında bir deneyimdi. Bu aşamada teknoloji hakkında bilgi arttıkça, teknolojinin gerçek kullanım alanlarından daha hızlı biçimde beklentiler büyümeye başladı.

2. Şişirilmiş Beklentiler Zirvesi

“Yapay zekâ her şeyi değiştirecek!”

Asıl kırılma burada yaşanıyor. Yapay zekânın yapabildiği şeyleri gördükçe, yapabilecekleri konusunda da giderek daha büyük varsayımlar yapıyoruz. “Yapay zekâ bütün işleri değiştirecek.” “Yakında herkesin işini yapay zekâ yapacak.” “İnsan emeğine gereksinim kalmayacak.” “Şirketlerde çalışan sayısı büyük ölçüde azalacak.” “Yapay zekâyı kullanmayan kurumlar yok olacak.”

Bu söylemlerin bir bölümü gelecekte belirli ölçülerde gerçekleşebilir. Ancak burada önemli bir ayrım var: Bir teknolojinin bir işi yapabilmesi, o işin bütünüyle o teknolojiye devredilebileceği anlamına gelmez.

Yapay zekâ bir metin yazabilir, ancak o metnin gerçekten doğru olup olmadığını kim denetleyecek? Bir proje fikri üretebilir, ancak o fikrin sahadaki gerçek bir gereksinime karşılık gelip gelmediğini kim anlayacak? Bir strateji önerebilir, ancak kuruluşun insanlarını, kültürünü, kaynaklarını ve siyasal ortamını kim değerlendirecek? İşte beklentiler ile gerçek yaşam arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.

Daha önceki yazılarımda değindiğim bir notu hemen buraya da düşebilirim: Teknolojiye odaklanan zihinler ne yazık ki genellikle insana dair psikolojik ve sosyolojik faktörleri hesaba katmaktan uzaklaşıyorlar.

3. Hayal Kırıklığı Çukuru

“O kadar da değilmiş!”

Her teknoloji bir noktada gerçeklikle karşılaşır. Yapay zekâ için de bu kaçınılmaz. İlk heyecan azaldıkça kullanıcılar bazı gerçeklerle karşılaşıyor: “Yapay zekâ hata yapabiliyor.” “Olmayan bilgileri gerçekmiş gibi sunabiliyor.” “Bağlamı yanlış anlayabiliyor.” “Her soruya aynı kalitede yanıt veremiyor.” “Ürettiği içeriğin doğruluğu ayrıca denetlenmek zorunda kalabiliyor.” “Kurumların veri, güvenlik ve gizlilik sorunları bulunuyor.” “İyi sonuç almak, yalnızca aracı kullanmayı bilmekten ibaret değil.”

Yapay zekânın “halüsinasyon” görmesi (olmayan gerçekleri uydurması) Ve nihayet “Yapay zekâdan yararlanmak için insanın da alan bilgisine gereksinimi var.”

Böylece ilk aşamadaki “Yapay zekâ her şeyi yapabilir” düşüncesi yerini daha gerçekçi bir soruya bırakıyor: “Yapay zekâ benim hangi işimi gerçekten daha iyi yapabilir?”

Bence asıl değer de burada başlıyor.

4. Aydınlanma Yamacı

“Ne için kullanacağımı öğreniyorum.”

Hayal kırıklığı aslında başarısızlık değil, çoğu zaman gerçek öğrenmenin başlangıcıdır. Kullanıcı yapay zekânın her şeyi yapmasını beklemek yerine, onun güçlü ve zayıf yönlerini anlamaya başlar.

Örneğin bir proje uzmanı yapay zekâyı, proje fikri geliştirmek, hedef kitle analizi yapmak, sorun ağacı oluşturmak, farklı çözüm seçenekleri üretmek, metinleri karşılaştırmak, başvuru formundaki eksiklikleri görmek, göstergeler üzerinde düşünmek, yaygınlaştırma fikirleri geliştirmek gibi ihtiyaçlar için kullanabilir.

Fakat son kararı yine kendisi verir. Çünkü burada yapay zekâ insan uzmanlığının yerine geçmez, uzmanın düşünme kapasitesini genişletir. Bu da yapay zekâ kullanımında çok daha olgun bir aşamadır.

5. Verimlilik Platosu

“Artık bunu işimin doğal bir parçası olarak kullanıyorum.”

Son aşamada yapay zekâ artık heyecan verici bir teknoloji olmaktan çıkar, bir çalışma aracına dönüşür. Nasıl ki bugün bir bilgisayarı kullandığımızda “bilgisayar kullanıyorum” diye özel bir başarı hissi yaşamıyorsak, gelecekte yapay zekâ kullanmak da olağan bir çalışma biçimi haline gelebilir.

Burada “Yapay zekâ kullanıyor musunuz?” sorusu artık gündemden düşer. Asıl soru şuna dönüşür: “Yapay zekâyı işinizi daha iyi yapmak için nasıl kullanıyorsunuz?”

Aradaki fark çok büyük.

Asıl Yarış Yapay Zekâyı Kullanmak Değil

Bugün birçok kişi yapay zekâ araçlarının kendisine odaklanıyor. Hangi araç daha iyi? Hangi model daha güçlü? Hangi komut daha iyi sonuç veriyor? Hangi yapay zekâ uygulaması ücretsiz?

Bunlar elbette önemli. Ancak bir süre sonra bu araçların arasındaki fark azalacak. Asıl farkı yaratacak olan şey insanın düşünme biçimi olacak. Sorunu doğru tanımlayabilmek… Doğru soruyu sorabilmek… Üretilen bilgiyi değerlendirebilmek… Yanlış bilgiyi fark edebilmek… Alan bilgisini yapay zekâyla birleştirebilmek…

Ve en önemlisi, yapay zekânın ürettiğini kendi düşüncesinin yerine koymamak. İnsan uzmanlığının değeri o zaman daha iyi anlaşılacak.

Yapay Zekâ Konusunda En Büyük Yanılgı

Bence bugün yapılan en büyük yanlışlardan biri, yapay zekâyı bir “insan yerine geçen makine” olarak görmek. Oysa daha güçlü bir bakış açısı var: Yapay zekâ, insanın kapasitesini artıran bir düşünme ve üretme ortağıdır.

Bu bakış açısı bizi iki uçtan da uzaklaştırır. Bir tarafta “Yapay zekâ her şeyi yapacak” diye düşünenler var. Diğer tarafta “Bunların hepsi geçici bir heves” diyenler. Gerçek, büyük olasılıkla bu iki uç arasında.

Yapay zekâ ne her şeyi yapacak ne de geçip gidecek. İş yapma biçimlerimizi dönüştürecek.

Bugünün Doğru Sorusu

“Yapay zekâ dünyayı değiştirecek mi?” sorusunun yanıtı artık büyük ölçüde belli. Değiştirecek. Asıl soru şu: Biz bu değişimin hangi aşamasındayız ve bu aşamada nasıl davranıyoruz?

Şişirilmiş beklentiler zirvesinde miyiz? Her başarısızlıkta hayal kırıklığına mı uğruyoruz? Yoksa yapay zekânın gerçek gücünü ve sınırlarını öğrenerek aydınlanma yamacına mı çıkıyoruz?

Çünkü teknolojik dönüşümlerde kalıcı yararı yaratanlar, genellikle en çok heyecanlananlar değil, teknolojinin gerçek gücünü anlayan, sınırlarını bilen ve onu doğru yerde kullanmayı öğrenenlerdir.

Yapay zekâ çağında da belirleyici olan şey, belki de yapay zekânın ne kadar güçlü olduğu değil, bizim onu ne kadar bilinçli kullanabildiğimizdir.

Yazar Hakkında

Baki Karaçay (MPA)

Proje Tasarım ve Yönetimi Eğitmeni, Danışman, ICF Mentör (iO Akademi) • Bağımsız Değerlendirici • 25+ yıl kurumsal deneyim sahibi Kamu Yönetimi Uzmanı (YL) ve Mühendis • Antalya Valiliği AB Projeleri Koordinatörü (2009-2020) • Avrupa Birliği Projeleri kitabının yazarı • Sosyal Psikoloji meraklısı • Fotoğraf gönüllüsü • Bağlama sanatçısı.

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz