Reddedilme Nedenlerini Başarı Kriterlerine Dönüştürerek Güçlü Projeler Hazırlayalım

Reddedilme Nedenlerini Başarı Kriterlerine Dönüştüren Bir Yaklaşımla Proje Yazmanın Ötesine Geçiyoruz

Bin bir emekle hazırlanmış çoğu proje değerlendirme aşamasında elenir, çünkü yanlış yere odaklanmıştır. Reddedilme nedenlerini stratejik başarı ölçütlerine dönüştürmeyi öğrenerek yalnızca proje başvurusu yazma tekniklerini değil, değerlendiricinin karar mantığını da kavrayarak başarıyı en baştan, tasarım aşamasında yakalayabilirsiniz.

Bir proje teklifi reddedildiğinde çoğu zaman tepkiler aynıdır: Rekabet çok yüksekti… Değerlendirici iyi okumadı veya anlamadı… O bütçe bu çağrı için zaten yetersizdi…

Oysa değerlendirme sürecinde tablo çoğu zaman çok daha nettir. Reddedilen pek çok teklif, aynı temel yanılgıların farklı biçimlerde tekrarından oluşur. Sorun yazım tekniğinde değil, tasarım mantığında başlar.

Eğitim ve destek hizmetlerimde tam da bu noktadan hareket ediyorum: Proje yazmayı öğretmekle yetinmiyor, reddedilme nedenlerini görünür kılarak onları başarı ölçütlerine dönüştüren bir yaklaşım benimsiyoruz.

En Yaygın Yanılgı

Değerlendirici gözüyle bakıldığında en sık karşılaşılan zayıflık, güçlü ifadelerle desteklenmeyen iddialardır:

Yenilikçi bir proje… Benzeri görülmemiş bir yaklaşım… Alanında ilk…

Bu tür ifadeler, kanıtla desteklenmediğinde yalnızca birer söz olarak kalır. Mevcut durum analiz edilmemişse, piyasada veya uygulamada nelerin zaten var olduğu gösterilmemişse, değerlendirici bu iddiaların doğruluğunu göremez.

Bu durumda sonuç nettir: Yenilikçilik anlatılmış gibi görünür ama kanıtlanmadığı için puana dönüşmez.

Destek hizmetlerimde uyguladığım yaklaşımda, yenilik bir sıfat değil, karşılaştırmalı analizle gerekçelendirilen bir sonuçtur.

İyiyi İstemek Yetmez

Bir diğer temel sorun, iyi niyetin eylem planı sanılmasıdır:

Toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilecektir… Yeşil dönüşüme katkı sağlanacaktır… Dijital kapsayıcılık önceliklidir…

Bunlar genellikle çağrının dilini tekrar eden ifadelerdir, ancak değerlendiricinin aradığı şey tekrar değil, uygulama güvencesidir. Kim, ne zaman, hangi araçla, hangi ölçütle?

Eylemle güvence altına alınmayan her niyet, değerlendirme formunda “belirsiz” olarak işaretlenir. Belirsizlik ise doğrudan puan kaybıdır.

Bu nedenle, yatay öncelikleri metne eklemeyi değil, faaliyetlere, bütçeye ve izleme göstergelerine dahil etmeyi esas alırız.

“Yaparız” Demekle Olmaz

“Bu işi en iyi yapacak güçlü bir ekibe sahibiz…”

Doğrudan böyle denmese de bu ifade projelerde sıkça ima edilir. Ancak özgeçmişler, kurumsal geçmiş ve somut rollerle desteklenmediğinde bu bir iddiadan öteye geçmez.

Değerlendirici şu soruyu sorar: Bu ekip daha önce benzer ölçekte, benzer karmaşıklıkta bir işi gerçekten yapmış mı?

Eğer yanıt belgelenemiyorsa, güçlü görünen anlatı yönetim ve uygulama zayıflığı olarak değerlendirilir.

O nedenle çalışmalarımıza, kapasiteyi anlatmak yerine kanıtlayan bir yapı kurarız.

“Yayında Kalacak” Yetmez

Proje bittikten sonra ne olacak?

Web sitesi yayında kalacak… Materyaller ücretsiz sunulacak…

Bunlar sürdürülebilirlik değildir, sürdürme niyetidir. Değerlendirici iş modeli görmek ister: Kaynak nereden gelecek, sorumluluk kimde olacak, bu yapı neden ve nasıl yaşamaya devam edecek?

Sürdürülebilirliğin belirsiz kalması, teknik olarak iyi tasarlanmış projelerin bile elenmesine yol açabilir.

Bu yüzden biz, çıktıyı değil, çıktının yaşam döngüsünü tasarlarız.

Puanın Gizli Eşiği

Birçok başvuru iyi niyetli, deneyimli ve çalışkan ekipler tarafından hazırlanır. Buna rağmen elenir. Çünkü proje döngüsünün halkaları arasında kopukluk vardır.

Sorun–hedef–faaliyet–çıktı–sonuç zinciri mantıksal olarak birbirini beslemez. Göstergeler ölçülebilir değildir. Riskler tanımlanmış ama yönetilmemiştir.

Bizim için başarı, şık cümlelerden değil, analitik bütünlükten doğar.

Proje Yazmanın Ötesi

Bu yaklaşımın özü şudur: Değerlendirici proje teklifini yalnızca okumaz, karar verir. Karar mantığını çalıştırır.

Biz de projeleri yazarken değil, o kararın nasıl oluştuğunu anlayarak tasarlarız. Olası reddedilme nedenlerini saklamaz, onları masaya koyar, çözer ve başarı ölçütlerine dönüştürürüz.

Çünkü hibe almak, daha uzun yazmakla değil, daha sağlam dayanaklar, net planlar ve ikna edici bir mantık kurmakla mümkündür.

Ve işte bu nedenle, birlikte çalıştığımızda proje yazmanın ötesine geçeriz.


Eğer projenizi değerlendirici bakışıyla ele almaya hazırsanız, yeni bir yolculuğa başlamak için hemen bir randevu oluşturarak benimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazar Hakkında

Baki Karaçay (MPA)

Proje Tasarım ve Yönetimi Eğitmeni, Danışman, ICF Mentör (iO Akademi) • Bağımsız Değerlendirici • 25+ yıl kurumsal deneyim sahibi Kamu Yönetimi Uzmanı (YL) ve Mühendis • Antalya Valiliği AB Projeleri Koordinatörü (2009-2020) • Avrupa Birliği Projeleri kitabının yazarı • Sosyal Psikoloji meraklısı • Fotoğraf gönüllüsü • Bağlama sanatçısı.

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz