Fotoğraf Etkinlik Gezi / Deneyim

Kuzeybatıda Yemyeşil Bir Ada: İrlanda

Uçağımız Dublin hava limanından henüz havalandı; yeşilin binbir tonunu aşağıda bırakarak gökyüzünü kaplayan gri bulutların arasından yükseliyoruz. Uçuşumuz dört buçuk saat sürecek. İki saat farkını da ekleyince gece saat 11’de İstanbul’a ineceğiz. İrlanda’da geçen dört günün ardından, “bulutların üzerinde” bir yazı kaleme almak kulağa hoş geliyor.

“Yeşillik işte”

Saatlerce süren kara yolculuğundan sonra bir arkadaşım İrlanda’yı “yeşillik işte” diyerek iki sözcükle tanımlamıştı. Gölleri, akarsu ve kıyı boyunca uzanan dik yamaçları ile bilinen ada yemyeşil çayırlarla bezeli. Ilık ve yağışlı okyanus ikliminin hakim olduğu ülkede yaz sıcaklıkları 15°C ilâ 20°C arasında değişiyor. Uzun yıllar ortalamasına göre yılın üçyüz günü güneşli geçen Antalya’ya karşılık burada yılın üçyüz günü yağışlı geçiyor. Işığın peşinde koşan benim gibi fotoğraf severler için bulutlar iyi bir oyun arkadaşı, ancak pırıl pırıl bir havada bile aniden ıslanmanız olası. Güneş ufuktan bulunduğunuz yeri aydınlatırken üstünüzden hızla geçen bulutlardan yağmur serpiştirmeye başlıyor. Bu mevsimde günler uzun, Haziran’da havanın kararmaya başlaması akşam saat 10’u buluyor. Böylece iş saatlerinden sonra gezip dolaşmak için bolca zaman bulabiliyorsunuz.

İzlanda değil, İrlanda

Türkiye’de konuştuğum bir çok kişinin, isim benzerliğinden dolayı burasıyla çok daha sıradışı bir coğrafyada yeralan İzlanda’yı karıştırdığını farkettim. Her ikisi de Kuzey Atlantik Okyanusu’nda birer ada, İrlanda’da da Devler Geçidi (Kuzey’de) diye bilinen 60 milyon yılda meydana gelmiş veya okyanusa kıyı, nefes kesen Moher uçurumları gibi olağanüstü doğal oluşumlar var, ancak İzlanda fotoğraflarında gördüğümüz gayzerler, buhar kaplı jeotermal havuzlar veya volkanlar burada bulunmuyor. Yüksek dağlar bile yok. Bol bol çayır çimen, otlayan kuzular, geniş bahçeli evler, bazen gizemli, ıssız, masal dünyasından kalma gibi her birinin bambaşka bir efsane hikayesi olan yıkıntılar. Ve dört bin yıl önce anavatanları olan Orta Avrupa’dan göç eden Keltler’in folk müziğini, danslarını, belki de sosyal düzenini yaşatan kibar insanlar. Sıradan bir Irish pub’da otantik enstrümanlarla canlı folk müziğiyle eğlenen insanlara karışabileceğiniz gibi göreceğiniz konukseverlik de sizi şaşırtabilir. İrlanda, Lonely Planet tarafindan 2008 ve 2010 yıllarında dünyanın en konuksever ülkesi seçilmiş. Buraya geliş nedenimiz olan proje yönetim toplantımıza ev sahipliği yapan başta Mayo Kenti İtfaiye Daire Başkanı Seamus’un (okunuşu Şeymus) ve Mayo Belediyesi’nde görevli arkadaşların katılımcılar için her şeyi önceden nasıl inceden inceye düşünmüş olduklarını görünce, İrlandalıların neden konuksever insanlar olarak tanındığına da bizzat tanık olduk. (Bunları yazarken keşke Türkiye’den yeşil pasaporta bile vize uyguladıklarını hatırlamasaydım :)

Gönüllü itfaiyeciliği başlatma projemiz

Antalya Büyükşehir Belediyesi için hazırladığımız ve 2017-18 yıllarında uygulanan “Gönüllü İtfaiyeciliğin Geliştirilmesi İçin İtfaiyecilerin Mesleki Eğitimi” isimli Avrupa Birliği projesinin 2. Ulusötesi Toplantısı (TPM) için Westport şehrindeydik. (Bu tür uluslararası toplantılar hakkında daha önce kaleme aldığım yazıyı okumak için buraya tıklayın.) Bu toplantımıza İrlanda, Slovenya, Çekya ve Türkiye’den ortak kurumların ikişer kişilik proje yürütme ekipleri katıldı. Avrupa Birliği’nin Erasmus+ programında yürüttüğümüz projenin İrlandalı ortağı Mayo Kent Belediyesi (Mayo County Council) İtfaiyesi. Proje ile Antalya’da itfaiye istasyonunun bulunmadığı, uzakta kaldığı veya itfaiye personelinin sayıca yetersiz olduğu yerleşim alanlarına yakın bölgelerde gönüllü itfaiyecilik uygulamasının başlatılması ve yetiştirilecek gönüllüler ile bu bölgelerde oluşan yangın, afet ve acil durumlar karşısında can ve mal kaybının en aza indirilmesi amaçlanıyor. Bunun için Avrupa ülkelerindeki farklı gönüllü itfaiyecilik sistemleri incelenecek. Twitter, Facebook ve LinkedIn sosyal medya sayfalarımdan toplantımız hakkında paylaştığım görsel ve haberleri görebilirsiniz.

Dublin’den Atlantik okyanusu kıyılarında bulunan Mayo kentindeki Westport’a 3,5 saatlik bir kara yolculuğundan sonra varabiliyorsunuz. Westport, korunmuş tarihi mirası içinde insanların sakin bir yaşam sürdüğü, çiçekli bahçeleriyle doğal güzelliklerin kucağında bolca dinlenme tesisi bulunan turistik bir belde. 400 bin olan nüfusu yaz tatiline gelenlerle ikiye katlıyormuş.

Birkaç fotoğraf

İrlanda, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için harika bir coğrafya sunuyor. Akşam üzerleri zaman buldukça yaptığım yürüyüşler sırasında yakaladığım karelerden oluşan bir albümü burada sizlerle paylaşıyorum. Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyütüp bakmanızı öneririm.

Baily Deniz Feneri

Yeşil bir tepede, uçurumun kenarında duran ünlü Baily Deniz Feneri İrlanda Denizi üzerinden Dublin’e yakalaşan uçağınızın penceresinden ilk gördüğünüz şey. Dublin’den trenle varabileceğiniz Howth isimli küçük balıkçı kasabasından gidiliyor. Biraz macera arıyorsanız, deniz kenarından, martıların doluştuğu ve fokların güneşlendiği dik kayalıkların üzerindeki yürüyüş yolundan fenere gidebilirsiniz. Yol üzerindeki geniş bahçeli malikaneler görülmeye değer. Arka planda, gökdelenleri olmayan (ama ortasında şehrin sembolü kabul edilen uzun bir direk yükselen), sessiz ve sakin bir atmosferde sıradan küçük bir Avrupa şehri görünümündeki Dublin.

Westport House

Diğer fotoğrafların üçü İrlanda’nın en güzel sarayı sayılan, 16. yüzyıl mirası Westport House ve çevresindeki lagünden. İş merkezleri dışındaki yaşam alanlarında, Westport House’un bahçesinde çektiğim bu fotoğraftaki gibi etrafta otlayan kuzulara sıkça rastlayabiliyorsunuz.

Croagh Patrick ve Ulusal Kıtlık Anıtı

Westport’un 9 km batısında, Murrisk köyünde Mayo’nun ünlü kutsal dağı sayılan 764 m yüksekliğindeki Croagh Patrick yeralıyor. 5. yüzyılda yaşamış Aziz Patrick’in bu tepede 40 gün oruç tutup ibadet etmesi anısına her yıl binlerce İrlandalı tepedeki mabede yürüyerek hacı oluyor. Tepenin hemen eteklerinde sahilde 15. yüzyıl Murrisk Manastırı ile 1996’da açılan Ulusal Kıtlık Anıtı yeralıyor. 1845’ten 1849’a kadar süren İrlanda tarihinin en büyük felaketi Büyük Kıtlık döneminde hastalık ve açlıktan bir milyon insan yaşamını kaybetmiş —ülkenin bugünkü nüfusu bile 4,5 milyon, düşünün. Bir mantar hastalığı patates hasadına zarar verdiğinde karşılaşılan bu trajik olayı Bahri’nin kitabı Yaşamın Sırrı DNA’dan hatırlıyorum. Bronz anıt, açlıktan kurtulup daha iyi bir hayata kaçmak için İrlanda’dan yelken açan “Tabut Gemileri” simgeliyor.

Old Head Plajı

Açıklarında irili ufaklı 365 ada bulunan Mayo’nun Clew Körfezi kıyılarında, küçük korunaklı koylardan geniş sahillere uzanan yüzlerce plaj mevcut. Fotoğrafta, sahilde birikmiş deniz yosunları ile mavi bayraklı ünlü Old Head plajını ve arka planda Croagh Patrick’i görüyorsunuz. Oradan bakınca, ışıl ışıl berrak türkuaz suları, mavi denizi ve altın sarısı parıldayan güneşiyle Antalya’nın plajlarına neden bu denli hayranlık duyulduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

İrlanda pahalı mı?

Hiç değinmedik, İrlanda pahalı mı diye merak etmiş olabilirsiniz. Evet, hayli pahalı. Kişi başına ortalama GSYİH 50 bin ABD Doları’nın üzerinde. Bugünün kuruyla aylık 15 bin TL eder. Buna göre fiyatları tahmin edin.

Görüşmek üzere.

Paylaşmak önemsemektir.

Yazar Hakkında

Baki Karaçay

20 yılı aşkın süre profesyonel tecrübe sahibi Mühendis, Yönetici ve Eğitmen. Halen çokuluslu AB projelerinde Koordinatörlük ve Proje Döngüsü Yönetimi (PCM) Eğitmenliği görevlerini yürütüyor. Gönüllü olarak fotoğrafçılık, kayak ve bağlama dersleri veriyor. Ödüllü fotoğrafları ve yayınlanmış yazıları var.

1 Yorum

  • Ağzınıza sağlık Baki Bey, çok güzel betimlemişsiniz İrlanda’yı. Hep görmek istediğim yerlerden biridir. İnşallah birgün benim de yolum düşer. Ama ben MardiGras festivalini de merak ediyorum😊