🎧 Özet incelemeyi dinleyin:
Son zamanlarda, özellikle Erasmus+ ve diğer güncel program rehberlerine gönderme yapılarak, proje değerlendirme zihniyetinde net bir yön değişiminden söz ediliyor. Metinler, sunumlar ve paylaşımlar bu değişimi “yeni bir dönem” olarak tanımlıyor.
Aslında konuşulan şey büsbütün yeni değil, uzun süredir sahada gördüğümüz bir gerçeğin artık daha açık ifade edilmesinden ibaret.
Kitabım ve eğitimlerimde projelerin mantık modelini (logic model) açıklarken özellikle altını çizdiğim bir konu var: “İnsanı işin içine katmadan projeden söz edemeyiz.”
Burada kastettiğim elbette proje hedef grubu. Projelerin beklenen yararı üretememesinin nedenleri arasında hedef grubun yeterince dikkate alınmaması önemli bir yer tutuyor.
Çoğu zaman sorun uygulamada değil, en başta tasarımda başlıyor. Projeleri genelde tablolar, çıktılar ve takvimler üzerinden kurguluyoruz. Hedef grubun günlük gerçekliğini, alışkanlıklarını, sınırlarını ve davranış örüntülerini tasarımın dışında bırakıyoruz.
Asıl Kopukluk Nerede?
Burada önemli bir kavramsal kopukluk da var. Avrupa Komisyonu da dâhil birçok kuruluş, proje çıktılarının hedef grup üzerinde kısa vadede oluşturduğu etkileri (effects) ayrı bir aşama olarak ele almadan, genellikle “çıktı ve sonuçları” (outputs & results) tek bir çizgide birleştirerek yaklaşıyor konuya.
Oysa arada kritik bir eşik var. Bir proje çıktılar üretebilir, sonuçlar tanımlayabilir, ancak hedef grup üzerinde kısa vadede, örneğin bilgi, vizyon, motivasyon vb. artışı gibi etkiler yaratamıyorsa, beklenen yarara ulaşamaz.
Anlatmaya çalıştığım şey şu: Çıktı ile sonuç arasındaki bağ hedef grubun tepkisiyle kurulur. Daha açıkçası: Projede çıktı, sizin ürettiğiniz şeydir (eğitim, rehber, dijital araç, yöntem, model, platform vb.). Sonuç ise projenin ulaşmak istediği daha büyük değişimdir (davranış değişikliği, kapasite artışı, kalite yükselmesi, kalıcı yarar). Ancak bu ikisi arasında otomatik bir geçiş yoktur. O geçişi sağlayan şey, hedef grubun verdiği tepkidir.
Yani şu soruların yanıtıdır: Hedef grup bu çıktıyı fark etti mi ve doğru biçimde anladı mı? Kullanmaya istekli oldu mu? Günlük düzeni içinde buna yer açabildi mi? Kullandıkça gerçek bir yarar gördü mü?
Bu sorular yanıtlanmadan yazılan her proje, ne kadar düzgün olursa olsun, eksik kalır. Rapor tamamlanır, ancak etki sınırlı olur.
Çıktılar Sonuç İçin Neden Yetmiyor?
Eğer hedef grup çıktıyı kullanmıyorsa, kullanamıyorsa veya kullanmak istemiyorsa, çıktı orada durur, sonuç ise kâğıt üzerinde kalır.
O nedenle, şu cümle aslında önemli bir anahtardır: “Projelerin başarısı, üretilen çıktılarda değil, hedef grubun verdiği tepkide saklıdır.“
Bu yüzden, özellikle altını çiziyorum: Çıktı ile sonuç arasındaki alan boş değildir. O alan, hedef grubun bilgi düzeyiyle, alışkanlıklarıyla, motivasyonuyla, zaman baskısıyla ve kurumsal gerçekliğiyle doludur.
“Çıktıyı üretirsek, sonuç zaten gelir” bakışıyla bu alanı varsayım ile geçmek büyük bir yanılgı.
Çünkü gelmez!
Sonuç ancak şu durumda oluşur: Hedef grup çıktıyı kullanır, kullanırken bir şeyler öğrenir, bakış açısını, davranışını küçük de olsa değiştirir, bu değişim tekrar eder ve yerleşir.
İşte bu kısa vadeli etkiler (effects), çıktıyı sonuca bağlayan köprüdür. Bu köprü tasarım aşamasında kurulmamışsa, uygulamada kurulması mümkün olmaz.
Zincirin Unutulan Halkası
Şunu özellikle unutmamalıyız: Proje tasarımı bir faaliyet veya çıktı listesi olmadığı gibi, beklenen yarar da kendiliğinden ortaya çıkmaz. Hedef grubun yaşamına temas edemeyen projeler kazanım (outcomes) yaratamaz.
Okuyucularımın ve eğitim katılımcılarımın bu inceliklere yabancı olmadığını biliyorum. Bugün bu konunun daha yüksek sesle konuşuluyor olması, bu gerçeğin yeni keşfedilmesinden değil, artık görmezden gelinememesinden kaynaklanıyor. Pek çok kaynakta süreç hâlâ “aktivite -> çıktı -> sonuç” şeklinde doğrusal ve eksik bir zincirle sunulurken, ben bu zincire projeyi yaşama bağlayan o kritik eşiği, yani etkiler (effects) aşamasını özellikle ekliyorum. Çünkü çıktı ile sonuç arasındaki görünmeyen eşiği adlandırmadan, projelerin neden beklenen yararı üretmediğini açıklamak mümkün değil.
Proje tasarlarken sormamız gereken önemli bir soru şu: Bu çıktılar davranış değişikliği başlatabilmesi için kısa vadede hangi etkileri yaratacak?
Bu sorunun yanıtı net değilse, sorunu uygulamada değil, tasarımın en başında aramak gerekir.
Bu bakış açısını daha derinlemesine ele almak ve projelerin mantık modelini etkin biçimde çalışmak isterseniz, eğitimlerimde bu başlığı ayrıntılı olarak inceliyoruz. İlgilenenleri beklerim.


Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz