Blog Fotografi Temel Fotoğraf Temel Fotografi Dersleri

TFD14 – Pozlama Üçgeni Elemanları –Diyafram, Enstantane ve ISO– Fotoğrafta Diğer Hangi Etkileri Yaratır?

Diyafram açıklığı, perde hızı ve ISO’nun, pozlama beraberinde fotoğrafta yarattığı diğer önemli etkileri öğrenin

Diyafram açıklığı (apertür), perde hızı (enstantane) ve ISO’nun pozlamayı oluşturan 3 bileşen olduğunu önceki dersimizde gördük (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz). Bununla birlikte, bu 3 elemanın pozlama beraberinde fotoğrafta yarattığı önemli birer etki daha sözkonusudur. Şimdi bu elemanların çalışması ile bir adım daha ilerleyerek yarattıkları bu ilave etkilerin neler olduğunu görelim.

Diyafram

Hatırlayacağınız üzere, pozlama, diyaframdan başlamak üzere 3 adımda gerçekleşir. Objektifteki diyaframın oluşturduğu, içinden ışığın geçtiği, çapı ayarlanabilir, dairesel aralığa “apertür” denir. Türkçe’de buna karşılık yaygın olarak “diyafram açıklığı/aralığı” terimi yerleşmiştir.

apertür-diyafram

Diafram bıçakları açılıp kapanmak suretiyle apertür denen açıklığın büyüklüğünü belirler.

Diyaframın çalışma prensibini bir bakıma istemsiz hareket eden göz bebeğimize benzetebiliriz: Işığın az olduğu ortamlarda göz bebeğimiz genişler ve daha fazla ışığın algılanması sağlanır. Kameramız otomatik modda iken bunu kendisi yapar. Ancak göz bebeğinden farklı olarak diyaframın kontrolünü istersek biz de ele alabiliriz. Işığın fazla olduğu ortamlarda ise göz bebeğimiz kendiliğinden kısılır. Benzer şekilde geniş diyafram aralığı, az ışıklı ortamlarda daha fazla ışığın girişine imkân verir. Karanlık bir mahzeni düşünün. Öte yandan, örneğin her yerin beyaz karla kaplı olduğu güneşli bir gün gibi fazla aydınlık ortamlarda diyaframın kısık olması gerekir.

Objektiflerde yeralan f/ durak değerleri şu şekildedir: f/1.4 – f/2 – f/2.8 – f/4 – f/5.6 – f/8 – f/11 – f/16 – f/22. Bu değerlerin her biri bir öncekinin yarısı miktarında ışık demektir. Rakamlar ile açıklık miktarı arasında ters orantı dikkatinizden kaçmasın! Bu değerler lensinizdeki diyafram açıklığının ölçüleridir ve rakamlar arttıkça apertür (diyafram açıklığı) genişlemez, tam tersine daralır. Bunları hatırladıkça doğru pozlama yapmanız çok daha kolay olacaktır.

f-duraklar-diyaframRakam büyüdükçe diyafram (kapanan bıçaklar) daha çok yer kaplar, apertür daralır ve kameraya bir anda daha az ışığın girmesine izin verir. Rakam küçüldükçe tersi olur. Çekeceğiniz fotoğrafta olmasını istediğiniz özelliğe göre diyafram açıklığının ne kadar olacağına sizin karar vermeniz gerekir. Nedenini göreceğiz.

Diyafram & Alan Derinliği ilişkisi

Şimdi diyaframın, pozlama yanısıra fotoğraftaki diğer önemli rolüne bakalım. Bu etkinin aslında çok basit bir formülü var: Diyafram açıklığı (apertür) genişletildiğinde, bir anda daha fazla ışık girer ve bununla birlikte fotoğraftaki “alan derinliği” azalır. Hepsi bu! Apertür açıldığında, netlenen nesneler dışındaki, ön ve arka planda bulunan ögeler bulanık çıkar. Örneğin, eğer apertürü mümkün olduğunca geniş tutarak (f değerini küçülterek) bir portre çekersek, fotoğrafta modelimiz net çıkarken, arkaplan bulanık çıkar. Öte yandan, diyafram kısık iken “alan derinliği” artar. Bu durum, örneğin manzara fotoğrafları için doğru seçimdir. Böylece hemen önümüzden ta ufka kadar her şeyi net görüntüleriz.

Alan derinliği

Burada “alan derinliği” tanımıyla neyin kastedildiğine de değinmiş olduk. Fotoğrafta alan derinliği, netliğin nerede başlayıp nerede bittiği ile ilgilidir. Fotoğrafın 2 boyutlu bir düzlem olduğunu, derinlik boyutunu ise beynimizin varsaydığını önceki derslerimizden hatırlayacaksınız (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz). Fotoğrafta netliğin nerede başlayıp nerede bittiği (net alan), “alan derinliği” diye ifade ettiğimiz etkiyi yaratır.  Fotoğrafta ne kadar bir derinlik netse, izleyici o kadar alan derinliği algılar. Diyafram açıklığı bunun önemli bir etkeni, ancak net alan derinliğinde farklı diğer etkenler de sözkonusu: Bunlar arasında, lensin odak uzaklığı, obje ile lens arasındaki uzaklık, fotoğrafı çekilen objenin büyüklüğü ve arka planla arasındaki uzaklık yeralır.

Enstantane

Lensteki diyafram aralığından (apertürden) geçen ışık kameramızın gövde kısmında ilk olarak “perdeye (örtücüye)” ulaşır. Perde, sensörün önünü kapatır. Gelen ışığın ne kadar miktarda sensöre ulaşacağını perdenin hızı, yani açılıp-kapanma süresi belirler. Dolayısıyla, kameranıza ne kadar ışığın gireceği, ışığın giriş süresini, yani “perde hızını” ayarlayarak karar verilen bir başka ölçüttür. Bu süreye enstantane diyoruz. Göz kırpışımızın 1/20 saniyelik sürede gerçekleştiğini hesaba katarak, enstantane değerlerinin ne kadar anlık olduğunu düşünebiliriz. Örneğin, perdenin 1/1000 saniyelik bir açılıp kapanma anında giren ışık miktarı, 1 saniyede giren ışık miktarından 1000 kat daha azdır.

Enstantane & hareketi görüntüleme ilişkisi

Yeterince aydınlık bir günde, sarsıntısız, net bir fotoğraf elde etmek için, 1/250 veya 1/500 gibi kısa bir enstantane değeri seçebilirsiniz. Ancak farklı durumlarda farklı perde hızları —deklanşör hızı da denir— tamamlayıcı rol oynar. Gece çekimleri için bu değeri birkaç saniyeye de çıkarabilirsiniz, bir kuşun kanat çırpışı anını dondurmak için 1/4000 saniye gibi kısa bir ana da düşürebilirsiniz. Bu, çektiğiniz ortamda ne kadar ışık bulunduğuna, diyafram açıklığına ve neyi fotoğraflamak istediğinize bağlı olarak değişiklik gösterir. Saniye olarak enstantane değerleri şunlardır:

30, 15, 10, 5, 4, 2, 1, 1/2, 1/4, 1/8, 1/15, 1/30, 1/60, 1/125, 1/250, 1/500, 1/1000, 1/2000, 1/4000, 1/8000

Perde hızı veya diğer adıyla enstantaneyi anlamak için, su örneğini hatırlayın: Kameranıza giren ışığı, tıpkı bir bardağa musluktan dolan su miktarı gibi düşünün. Süre uzarsa daha çok su dolar, ama kısa sürede dolan su miktarı azalır.

Net bir fotoğraf elde edebilmek için, perdenin açık kaldığı sürede gerek kameranın, gerekse görüntüsü alınan objelerin hareket etmemesi gerekir. Perdenin açık kaldığı anlık sürede eğer kamera titrerse, görüntünün tamamı bulanık çıkar. Kamera sabit kalsa dahi eğer bu esnada görüntüdeki bir nesne hareket ederse bu kez o hareketli nesne fotoğrafta bulanık çıkar. 1/4000 gibi perde hızlarında nesnelerin hareketi fotoğrafta etki yaratmaz; tam aksine hareket dondurulur. Ancak 1/60 ve altındaki perde hızlarında elinizin titremesi dahi fotoğrafın bulanık çıkmasına sebep olabilir. Buradan anlaşılacağı üzere, enstantane denen süre —perde hızı— doğrudan hareketin görüntülenmesi veya dondurulması ile de ilgilidir.

ISO

Objektifin içindeki diyafram aralığından “perde hızının” izin verdiği sürede geçen ışık sayesinde belirli miktarda aydınlık sensör üzerine ulaşır. Ulaşan bu toplam ışık miktarını sensörün hangi düzeyde algılayacağını ise ISO değeri belirler.

ISO & Görüntüde Kumlanma ilişkisi

ISO değerini artırdığımızda, sensörün ışığa karşı duyarlılık düzeyini ve dolayısıyla pozlamayı (yani fotoğrafın aydınlığını) artırmış oluruz. Sonuçta elde edilen fotoğraf daha aydınlık olur. Ancak bu az ışığı görebilme baskısı belirli bir düzeyden sonra beraberinde, görüntüde “dijital gürültü/parazit”  dediğimiz “kumlanmayı” artırır. ISO’nun diğer rolü kumlanma dediğimiz bu etkidir. Fotoğraf çekerken, pozlamanın üçüncü bileşeni olarak ISO değerine karar vermemiz gerekir. Örneğin ışığın az olduğu karanlık bir ortamdaysak veya hareketli bir konunun bulanık çıkmasını istemiyorsak ve eğer başka hiçbir çaremiz kalmamışsa, ISO’yu artırırız. Ancak, sensör kalitesine bağlı olmakla birlikte, bunu yapmakla görüntü kalitesinden ödün vermiş olduğumuzu da unutmamalıyız.

img_3510

f/5, 1/60 sn, ISO 6400. ISO artırılarak fotoğrafın aydınlık çıkması sağlanmış ancak yakından baktığınızda çok fazla kumlanma (parazit) olduğu dikkatinizi çekecek.

ISO değerleri genellikle 100 ile başlayıp, 200, 400, 800, 1600, 3200, 6400 diye her bir durakta bir kat artarak devam eder.

img_3504

f/5, 1/60 sn, ISO 100. ISO düşük tutulmuş, ancak pozlama yetersiz kalmış.

Mum ışığı yanında Reds’in yukarıdaki 2 fotoğrafında apertür ve enstantane değerleri sabit tutularak yalnızca ISO değeri değiştirilmiştir. Sonuçları karşılaştırdığınızda, pozlamadaki büyük değişim yanısıra görüntüde oluşan parazitlenme farkını da görebilirsiniz.

Özet

Pozlama üçgeni elemanlarının fotoğrafların aydınlık düzeyi yanısıra yarattıkları diğer etkileri bir cümlede özetleyelim: “Diyafram açıklığı aynı zamanda alan derinliğine, deklanşör hızı hareket bulanıklığına ve ISO değeri dijital parazit düzeylerine etki ederler.” Hepsi bu kadar. Devam eden derslerde bu 3 elemanın her birinin nasıl çalıştığını göreceğiz ve kontrolü tamamen siz ele alabileceksiniz.

Görüşmek üzere! Fotoğraf çekmeye devam edin!

Yazar hakkında

Baki Karaçay

20 yılı aşkın süre profesyonel tecrübe sahibi Mühendis ve Kamu Yönetimi Uzmanı. Halen Antalya Valiliği Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Bürosu'nda Koordinatörlük görevini yürütüyor. Çokuluslu AB Projeleri yanısıra Proje Döngüsü Yönetimi Eğitmenliği yapıyor. Gönüllü olarak Fotoğrafçılık ve Kayak dersleri veriyor, bağlama çalıyor. Ödüllü fotoğrafları ve yayınlanmış yazıları var.

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz