Yıllarca dersini aldığınız ama bir türlü konuşamadığınız İngilizceyi cesurca ve kendinize güvenerek konuşmaya başlamak istiyor musunuz? Yanıtınız evet ise bu kurs tam sizin için. Yalnızca bu yazıyı okuyarak bile İngilizce konuşmaya başlamanın en etkili yolunu öğrenebilirsiniz.

Bu kursu, İngilizcesini ilerletmek isteyen ve bunun için benden yöntem soran, üniversite öğrencisi ve/ya mezunu “genç” arkadaşlarım için hazırlıyorum. Öğrenmeye devam eden her yaştan genç, evet! Merak etmeyin, sizi de tanıdığımdan eminim, siz de yararlanabilirsiniz. Buna şaşırmayın, daha önce birçok kez karşılaştık. Eğitiminiz boyunca yıllarca İngilizce dersi gördünüz, değil mi? İngilizce öğrenmek umuduyla “past, present, perfect” gibi bir sürü şeyi bugüne dek kafanıza doldurdunuz. Kelimeler ezberlediniz, gramer kurallarını öğrendiniz, testler çözdünüz. Ama hepsi öylece kaldı ve istediğiniz gibi, şöyle gönül rahatlığıyla, gerektiğinde çatır çatır İngilizce konuşamıyorsunuz. Konuşulanları anlayamıyorsunuz. İstediğiniz düzeye gelmede hep bir şeyler yetersiz kaldı. Konuşacak olsanız bile çekiniyorsunuz. Bazen kafanızdaki bir fikri İngilizce ifade edecek cümleleri kuramıyor, anlatmak istediğinizi dile getiremeden çat pat söyleyebildiklerinizle yetinmek zorunda kalıyorsunuz!

Sorun, öğrendiklerinizi kullanamayışınız

Az veya çok İngilizce bilginiz var, ama kullanamıyorsunuz, İngilizce iletişim kuramıyorsunuz. Bir kez gözünüz korkmuş, hata yapmaktan, İngilizce konuşayım derken komik ve saçma duruma düşmekten korkuyorsunuz. Tekrar tekrar aynı yanlışlara düşmekten sıkıldınız! Keşke ben de şu veya bu kişi gibi dil öğrenmeye yetenekli olsaydım diye düşündüğünüz zamanlar oluyor! Bazen, acaba dil öğrenme fırsatını tamamen kaçırdım mı diye endişeleniyorsunuz! İngilizce konusu sizin için tamamen bir hayal kırıklığı olmuş durumda ve istediğiniz gibi konuşma hayaliniz de çoook uzaklarda görünüyor. Aslında az emek vermiş de sayılmazsınız; onca ders aldınız, filmler, videolar izliyorsunuz, boş zamanlarınızda İngilizce bir şeyler karıştırıyorsunuz…

Peki ama neden ilerleyemiyorsunuz?

Daha fazla kelime veya gramer kuralı öğrenmenin ya da o sıkıcı kurslara tekrar tekrar gitmenin çözüm olmayacağını biliyorsunuz. Haklısınız, bunlara gerek yok! Çünkü artık sonuçları görmek istiyorsunuz! Verdiğiniz emeklerin karşılığını görmelisiniz. Bunda haksız değilsiniz. Yıllarca dersini gördükten sonra şimdi artık çekinmeden, rahatça İngilizce konuşmak istiyorsunuz. Sohbetlere katılmak, konuşulanları takip etmek ve kafanızdakileri zorlanmadan dile getirmek istiyorsunuz! Yabancılarla tanışıp konuşmak, gerektiğinde mesajlaşmak, farklı ülkelere rahatça seyahat etmek, dünyada olup bitenler hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsunuz. Daha fazla fırsattan yararlanmak istiyorsunuz.

Bulmacanın bütün parçaları var

İngilizceyi yıllar önce bulduğum yöntemle çok kolay ve zevkle öğrendim. Aynı metotla sizin de öğrenmenize yardımcı olmak istiyorum.

Bütün bunlar sizi anlatıyorsa doğru yerdesiniz. İhtiyaç ve sıkıntılarınızı iyi biliyorum. Bugüne dek biriktirdiklerinizi kullanabilmek için doğru rehberliğe ve desteğe ihtiyacınız var. Aslında şu anda bulmacanın bütün parçalarına sahipsiniz. Onları bir araya getirmeniz yeterli. Benim desteğim de bunun nasıl olacağını size anlatmak ve İngilizce konuşma ve anlama hayalinizi gerçeğe dönüştürmenize yardımcı olmak.

Pratik eksikliği

İngilizce konuşamamanızın en büyük nedeninin pratik eksikliği olduğunu bildiğinizden eminim. Okullarda yıllarca İngilizce dersleri okutulur. Ancak bu derslerde sürekli sıkıcı ders kitaplarına ve gramer kurallarına yoğunlaşıp sınavlar yapılarak İngilizce öğretilmeye çalışılır. Sürekli okumaya ve yazmaya odaklanırsınız. Oysa bir yabancı dili konuşmak için pratik yapmak şarttır. Pratik, uygulama demektir; bol bol dinlemek ve konuşmak demektir. İşte bu kursu —”ödev” veya “çalışma” demek daha doğru olur— size bunu kazandırması için hazırladım.

Gerçek dünyadaki İngilizce ile tanışacaksınız

Bu kursta, sınıftaki değil, gerçek dünyadaki İngilizce ile tanışacaksınız! Hem konuşma hem de dinleme becerinizin kısa sürede gelişmesine, böylece kendine güvenen bir dinleyici ve daha doğal İngilizce konuşan biri olmanıza yardımcı olacağım.

“A piece of cake”

İngilizce’de bir şey çok kolay ve zevkli hale geldi mi, ona “a piece of cake” (bir parça kek) denir. Türkçe’deki “çocuk oyuncağı” gibi. Bu kursun yöntemi çok basit ve zevkli; gerçekten “a  piece of cake”. Sonuçları da bir o kadar tatlı ve doyurucu. :) Görseldeki “dilim pasta” bunu hatırlatması için. Ancak öyle sihirli bir sonuç beklemeyin! Sizi dürüstçe çalışmaya ve “öğrenmeye” teşvik edeceğim. Neden mi?

Nedenini şu tweet’im sanırım güzel açıklıyor:

Emek ve kafa vermeniz gerekiyor, alıştığınız eğitim yöntemlerini terketmek, çekingenliğinize meydan okumanız gerekiyor. İşin en güzel yanı ise, emeğinizin karşılığını anında alacak olmanız. Gereğini yaptığınızda öğrenmiş olacaksınız ve öğrendiklerinizi kendinizden emin bir şekilde hemen kullanmaya başlayabileceksiniz. Sözün kısası, kendinizden emin olarak, tadına doyamayacağınız bir İngilizce dinleme ve konuşma kursuna hazır olun!

Ancak önce bu yazımı okumayı bitirin. Çünkü öncelikle bu kursun size neler kazandıracağını bilmeniz ve bu yönteme güven duymanız gerekir. Bu da sizi başarıya götürür.

Sonuçlarını anında alacaksınız

Bu kursla, yıllarca eğitimini aldığınız İngilizceyi hemen kullanmaya başlayabileceksiniz. Evet, abartısız söylüyorum, hemen, daha ilk dersi bitirdiğinizde İngilizcenizi kullanmaya başlamış olacaksınız.

Bundan İngilizce her söyleneni hemen anlayacaksınız anlamı çıkarmayın; çalıştığınız kadarını anlamaya ve konuşmaya başlayacaksınız. Öğrendiğiniz her bir ifadeyi duyduğunuzda anlamaya ve gerektiğinde kendiniz anlatmaya başlayacaksınız. En güvenilir şekilde, hiçbir karmaşa yaşamadan. Bundan tamamen emin olun! Yıllarca eğitimini alıp tonlarca bilgiyi biriktirmekten çok farklı bir şey bu. Çok farklı sonuçları olan bir yöntem. Bir vadide yıllarca birikmiş suyun yolunu bulup birden şarıl şarıl akmaya başlaması gibi. Öğrenirken göreceksiniz. Öğrenmeniz, anlamanız, konuşmanız, hepsi aynı anda gerçekleşecek.

Bu kurs kimin için?

  • Ortaokul, lise ve üniversitede yıllarca İngilizce eğitimi almış ama konuşamayanlar için.
  • Eğitimini aldığı İngilizce’yi bildiğini düşünüp bir türlü akıcı hale getiremeyenler için.
  • İngilizceyi kısmen de olsa anlayabilen ama telaffuzuna güvenemeyenler için.
  • İngilizce’yi bir iletişim aracı olarak kullanmak için yanıp tutuşanlar için.

Bu kurs kimin için değil?

  • Sıfırdan başlayıp İngilizce öğrenmek isteyenler için değil.
  • Eğitimi boyunca hiç İngilizce ders almamış, yeni başlamak isteyenler için değil.
  • İngilizce bilmese de, şifreleri çözer gibi dilin kurallarını öğrenip sınavlardan istediği puanı almak isteyenler için değil.
  • Kendini vermeyip, zaman geçtikçe, sihirli bir değnekle birden İngilizce konuşmaya başlamasını bekleyenler için değil.

Kurs sizin için uygun mu?

İngilizce seviyenizin bu kurs için uygun olup olmadığını aşağıdaki metin ile test edebilirsiniz. Metni okuyun, eğer % 70-80’ini anlayabiliyorsanız, bu kurs için seviyeniz mükemmel. Çok kısa sürede rahatlıkla İngilizce konuşabileceksiniz.

Last week I went to the theatre. I had a very good seat. The play was very interesting. I did not enjoy it. A young man and a young woman were sitting behind me. They were talking loudly. I got very angry. I could not hear the actors. I turned around. I looked at the man and the woman angrily. They did not pay any attention. In the end, I could not bear it. I turned around again. ‘I can’t hear a word!’ I said angrily.

‘It’s none of your business,’ the young man said rudely. ‘This is a private conversation!’

Kurs nasıl çalışır?

Kaydolduğunuz gün ilk dersi almaya başlarsınız. Yapmanız gereken ilk şey aldığınız emaili okumak ve orada verilen bağlantıya giderek yaklaşık 1 dakikalık ses dosyasını indirmek. Emaillerde, dinleyeceğiniz pasajın içeriği hakkında bazı ipuçları vereceğim. Yapacağınız çalışma ise, indireceğiniz birkaç dakikalık ses dosyasını dikkatlice en az 30 kez dinlemek. Dikkatinizi başka şeylere vererek açın dosya kendi kendine çalsın demiyorum, dikkat edin! Anlatılanı dinlemenizi söylüyorum. Dinleyin ve dinlediğinizi aklınızda tutmaya çalışın! Dinlediğinizi aklınızda tutmaya çalıştıkça hikâyeyi büyük oranda anlayabildiğinizi göreceksiniz. Buna yetecek donanıma sahipsiniz. Çünkü bu pasajlar, bugüne dek öğrendikleriniz veya biriktirdikleriniz ile anlayabileceğiniz düzeyde hazırlandı.

Dinleyeceğiniz her pasaj eğlenceli bir içeriğe sahip. Bazen gülecek, bazen şaşıracaksınız. Birkaç kez dinledikten sonra dinlerken konuşmalara eşlik etmeye başlayabilirsiniz. Tecrübelerime göre bir pasajı 30 kez dinledikten sonra ezberleyebiliyor ve kendiniz tekrar edebiliyorsunuz. O nedenle en az 30 kez dinlemenizi öneririm. Her nerede olursanız, açın akıllı telefonunuzu veya mp3 playerinizi, takın kulaklığınızı, dinleyin! Pasajı hiç duraksamadan akıcı bir şekilde kendiniz tekrar edinceye kadar dinleyin. Bilmediğiniz kelimeler olursa, bilenlere sormakta veya sözlükten öğrenmekte serbestsiniz.

Kursa devam etmenin bir koşulu var

Ancak bu kursa devam etmenin bir koşulu var: Çalışmaları (ödevinizi) gerçekten yapmak! Eğer bir dersi yeterince dinleyip akılda tutmazsanız (ezberlemezseniz), ertesi derse geçemezsiniz. Bir dersin kazanımını elde etmiyorsanız, ertesi derse geçmenin bir anlamı olmaz. Çünkü, zaten bugüne dek yeterince biriktirdiniz. İngilizce konuşmanın yolu artık dersleri biriktirmekten değil, günü gününe pratiğini yapmaktan, yani sahip olduklarınızı kullanmaktan geçiyor. Bu nedenle bir sonraki dersi almak için bir önceki dersle kazanmanız isteneni tam anlamıyla kazanmalısınız. İlk denemede göreceksiniz, bir pasajı yeterince dinlediğinizde onu aynen tekrar edebileceksiniz. Dersleri biriktirmenizi özellikle tavsiye etmiyorum, buna ihtiyacınız yok! Eğer şimdi kursu almaya uygun değilseniz, daha sonra uygun olduğunuzda aboneliğinizi başlatabilirsiniz.

Dikkat!

Bu arada, altının çizilmesi gereken can alıcı bir incelik var. Pasajları yazıp okuyarak değil, yalnızca dinleyerek akılda tutmaya dikkat edin! Bu çok önemli. Hangi yolu izlediğiniz zaten konuşmanızdan hemen anlaşılacaktır. Eğer pasajları okuyarak ezberlerseniz, bunun ne konuşmanıza ve ne de konuşulanları anlama becerinize katkısı olmaz. Çünkü zaten yıllar boyunca okullarda verilen İngilizce derslerinde okuyarak ve yazarak İngilizce öğrenmeye çalıştınız. Oysa sizin dinleme ve konuşma pratiğine ihtiyacınız var, şimdiye dek bunu yeterince yapmadınız. Bu kursu özel kılan yöntem ise işte bu eksik halkayı tamamlayarak sonuçta zinciri oluşturmak. Dinleyerek anlama ve konuşma becerinizi geliştirerek o eksik halkayı tamamlayacaksınız. O nedenle, yazmayın ve dinleyin! Ayrıca dinlediklerinizi eski telaffuzunuzla değil, konuşmacıdan duyduğunuz gibi —yeni şekliyle— tekrar edin.

Konuşmak isteyin, yeter!

Bir pasajı yeterince dinlediğinizde, önce konuşulanlara eşlik edebilecek, ardından o pasajı kendi başınıza kolayca tekrar edebileceksiniz. Eğer dinlediklerinizi tekrar etmiyorsanız veya edemiyorsanız, İngilizce “konuşmuyor” veya “konuşmak istemiyorsunuz” demektir. Eğer tekrar ediyorsanız, “konuşuyorsunuz” demektir! Bu kadar basit ve net! Yeterince dinleyip, dinlediklerinizi tekrar edebildiğinizde, “konuşuyor” olacaksınız. Çünkü ne dediğinizi biliyor olacaksınız. Her İngilizce konuşan gibi. Daha sonra her ihtiyaç duyduğunuzda, o cümleyi rahatlıkla kullanabileceksiniz. Küçük kelime değişiklikleri yaparak benzer başka ifadeleri de dile getirebileceksiniz. Üstelik size söylenen o ve benzeri ifadeleri de anlamakta güçlük çekmeyeceksiniz. Çünkü zaten söyleneni dinleyerek öğrendiniz.

Bir ifade sayısız yeni ifadenin yolunu açacak

Yapmanız gereken şey son derece basit! Sadece dinleyin ve dinlediklerinizi akılda tutun! Akılda tuttuğunuz her bir cümle, size yeni bir cümle kurma yolunu açacak; o da bir diğerinin yolunu. Aslında hepsi birbirine bağlı. Örneğin, bir kez rahatlıkla “Last week I went to the theatre” demeye başladığınızda, farklı bir durumda küçük bir değişiklik yapmak suretiyle, “Last week I went to the school,” demeyi kolaylıkla başarabileceksiniz. Ardından “Last week we went to the theatre,” onun ardından “Last week we went to the beach,” hatta, “Next week we will go to the beach,” gibi sayısız yeni cümle kurabileceksiniz. Pratik yaptıkça bunu ilerletebileceksiniz. Kendinizden emin şekilde. Bu pratikler kısa sürede kendinizi daha iyi hissettirmeye başlayacak. Dinlediklerinizi olduğu gibi veya değiştirerek tekrar etmekle, bu kez kendi hikayelerinizi zorlanmadan anlatıyor olacaksınız. Her bir derse aynı şekilde çalıştıkça hem dinleme beceriniz ve hem de konuşma beceriniz hızla gelişecek. Zorluk çekmeden dinlediğinizi anlayabilecek ve anladığınızı konuşabiliyor olacaksınız. Böylece bugüne dek derslerde İngilizce adına size anlatılan ve sizin de kafanızda biriktirdiğiniz bütün bilgileri adım adım aktif, kullanılır, işe yarar hale getirmiş olacaksınız. Hem daha önceden bildikleriniz, dinlediklerinizi anlamanızı kolaylaştıracak ve hem de dinledikleriniz sayesinde bildiklerinizi işe yarar hale getirecek, kullanmaya başlayacaksınız.

İşin sırrı “dinleyerek” öğrenmek

İngilizce öğrenmenin en güçlü ve doğal yolu dinlemektir. Çocukken ana dilinizi nasıl öğrendiğinizi düşünün! Bunun için ders kitapları okumadınız, gramer kuralları çalışmadınız ve testler çözmediniz. Sadece dinlediniz ve dinleyerek kaptıklarınızı aynen tekrar ettiniz. Bu kursla da bol bol dinleyerek çok daha hızlı ve kolay İngilizce öğreneceksiniz. Burada size okumayı veya başka türlü öğrenmeyi bırakın demiyorum. Ancak eğer kendinizden emin olarak, iyi bir telaffuzla akıcı İngilizce konuşmak istiyorsanız, İngilizceye ayırdığınız zamanın çoğunu dinleme çalışmalarıyla değerlendirmelisiniz.

Peki, neyi ve nasıl dinleyeceksiniz?

Neyi dinleyeceksiniz?

Dinleyeceğiniz pasajları ses dosyaları halinde ben size göndereceğim. Anadili İngilizce olan bir konuşmacı her bir dosyada size eğlenceli, kısa bir hikaye anlatacak. Dinleyeceğiniz bu pasajların %80 ya da daha fazlasını sözlük kullanmadan anlayabileceksiniz. Çünkü bu donanıma zaten sahipsiniz, ancak bugüne dek bu şekilde hiç kullanmadınız ve bunu yapabileceğinizi görmemiştiniz. Bu kursla, sahip olduğunuz İngilizce seviyenizin küçümsenemeyeceğini de göreceksiniz.

Zor gelen içerikler, çabuk sıkılmanıza ve yavaş öğrenmenize neden olur. Bu nedenle her defasında kolaylıkla anlayabileceğiniz İngilizce mini hikâyeler göndereceğim ve her bir adım sonrasında içerikler biraz daha gelişecek… Elbette yalnızca bunlarla kayıtlı kalmak zorunda değilsiniz, ilginizi çeken konulara odaklanıp anlayabildiğiniz her şeyi dinleyin. Sevdiğiniz, merak ettiğiniz konuları dinleyin. Hoşlandığınız bir konu veya bir hobiniz varsa, onunla ilgili arama yapın, bulacağınız videoları izleyin, podcast’leri dinleyin. Böylece sıkılmadan İngilizcenizi çok hızlı geliştirebilirsiniz.

Sevdiğiniz bir şarkıyı öğrendiğiniz gibi

İngilizce Konuşmaya Başlayın Email KursuDinledikçe aynı hikayeyi doğal ifade, tonlama, vurgu ve ritmi kullanarak kendiniz de konuşmayı öğreneceksiniz.

Ana dili İngilizce olan bir konuşmacıyı dinleyerek söylediklerini tekrar etmek, İngilizce telaffuzunuzu ve ifadenizi başka her tür yöntemden çok daha hızlı geliştirecek. Bundan emin olabilirsiniz. Çünkü insanoğlunun en doğal ve hızlı dil öğrenme yöntemi bu!

Bunu, sevdiğiniz İngilizce bir şarkıyı söylemeye veya sevdiğiniz bir aktörün filmdeki repliğini taklit etmeye benzetebilirsiniz! İngilizce konuşmak da şarkı söylemek gibi bir performans. Bu yöntemle İngilizceyi bir şarkıyı öğrenir gibi öğreneceksiniz. Sadece ne söyleyeceğinizi değil, nasıl söyleyeceğinizi de öğreneceksiniz. Tekrar etme tekniği ile, dinlediğiniz pasajları, sevdiğiniz bir şarkıyı ezberleyip söyler gibi tekrar edecek ve sanki ana dili İngilizce olan bir konuşmacı haline geleceksiniz! Ana dili İngilizce olan bir kişinin vurgu, duraksama, tonlama ve ifade şeklini kopyalayarak, aslında kendinize en doğal şekilde iletişim kurmayı öğretmiş oluyorsunuz. Böylece, —içinizdeki şarkıcıyı keşfettiğiniz gibi— içinizdeki, kendinden emin, İngilizce konuşan kişiyi keşfedeceksiniz!

Bu metodun süper avantajları

Bir olayı İngilizce anlatmak istediğinizde, sadece hangi sözcükleri kullanacağınız değil, nasıl söyleyeceğinizi de bildiğinizi düşünün. Dinleyerek anlama ve tekrar etme metodu size bunu kazandıracak. Ana dili İngilizce olan biri gibi konuşmaya başlayacağınız için bu sizde büyük bir özgüven inşa edecek.

Bu metodun mantığından ve avantajlarından biraz bahsedeyim. Lütfen okumaya devam edin! Bunları bildiğinizde motive olacaksınız, kursa devam arzunuz artacak. Alsında avantajları saymakla bitmez. Telaffuzunuzu geliştirmek istiyorsanız, bu dersler mükemmel! Dinleme becerinizi, kelime haznenizi, konuşma becerinizi geliştirmek için de mükemmel. Tıpkı Türkçeyi öğrendiğiniz şekilde öğreneceksiniz. Önce anne-babanızı dinleyip, duyduklarınızı kopyaladınız ve tekrarladınız ve sonra bir baktınız ana dilinizi konuşabiliyorsunuz. Ana dili İngilizce olan bir konuşmacının doğal seslerini kopyalamak harika bir yöntemdir. En güvenilir öğrenme yöntemidir. Ayrıca, İngilizcenizin daha anlaşılır olmasına yardımcı olur. Konuşmayı öğrenmenin en etkili yolu budur.

Bu kursla İngilizcenizi nasıl ilerleteceksiniz?

Her bir derste bir mini hikâye dinleyeceksiniz. Aynı hikayeyi tekrar tekrar dinledikçe duyduğunuz doğal ifade, tonlama, vurgu ve ritmi kaparak kendiniz de aynı şekilde konuşmayı öğreneceksiniz. Hikaye anlatmak, her dilde iletişim kurmanın en önemli bileşenlerinden biridir!

1. adım: Dinle

Öncelikle, her şeyi bir yana bırakarak, pasajı dinleyin. Bir kez dinlemek sadece 1 dakikanızı alacak. İngilizce sesleri, kelimelerin söylenişlerini, kalıpları tam olduğu gibi dinleyin. Mümkünse ardı ardına, değilse fırsat buldukça sık aralıklarla en az 30 kez dinleyin.

2. adım: Eşlik et

Dinlediğiniz hikayeyi, konuşmacı ile birlikte, aynı ifade, tonlama ve vurgular ile tekrar edin. Bir kaç kez dinledikten sonra konuşmacıya eşlik etmeye başlayabileceksiniz. Önce yer yer eşlik etmeye başlayacak, ardından tüm pasajı konuşmacıyla birlikte tekrar edebileceksiniz.

3. adım: Tekrar et

Son olarak, hikayeyi kendiniz aktarmaya hazır hissedince, dosyayı duraklatarak dinlediğinizi aynen tekrar edin. Hikayeyi siz anlatın. Ana diliniz İngilizceymiş gibi kendinizi rahat hissedinceye kadar pratik yapın!

Bu çalışmayı yaparken zaman ve emek vermekten kaçınmayın! Bol bol dinleyin ve bol bol tekrar edin, ta ki akıcı bir şekilde aynı hikâyeyi kendi hikâyenizmiş gibi anlatıncaya kadar devam edin. Verdiğiniz zamanın ve emeğin karşılığını fazlasıyla alacağınızdan emin olun. Karşılığında İngilizceyi anlayan ve çekinmeden konuşan versiyonunuzu ortaya çıkaracaksınız.

Ben böyle öğrendim

Burada anlattığım dinleyerek tekrar etme yöntemini bir yerlerden öğrenmedim. Yıllar önce yararını farkettim, uyguladım ve sonuçlarını aldım. Okulda öğrendiğim İngilizceyi ortaokul, lise yıllarımda ben bu yöntemle ilerlettim. O yıllarda walkman’ime kasedi takarak pasajları, bitince geri sarıp defalarca dinliyordum. Bir süre sonra, dinlerken konuşmacıya eşlik etmeye başladım ve sonunda pasajları aynen tekrar edebildiğimi farkettim. Sonra bunları kullanmaya başladım. Adeta dekoderin şifresini kırmış gibiydim. Artık pasajlardaki veya benzer ifadeleri nerede duysam kolayca anlayabiliyor ve aynı ya da benzer cümleleri ben de tekrar ederek konuşabiliyordum. Siz de bunu bir kez başardığınızda kabuğunuzu kırarak yeni bir ortama, sınırlarınızın dışına çıkmış gibi kendinizi rahat hissedeceksiniz. Ve artık kolaylıkla İngilizce iletişim kurabildiğinizi göreceksiniz.

Çok sonraları Amerika’da, dinlemeye dayalı dil eğitimlerinin varlığına tanık oldum, ancak uyguladığım ve burada size aktardığım, bir şarkıyı öğrenip söyler gibi “dinleyerek ezberle ve konuş” yöntemine hiç bir yerde rastlamadım.

Sizden yapmanızı beklediğim şey

Kursa devam ettiğiniz süre boyunca ses dosyalarını size sırayla göndereceğim. Her bir derste yaklaşık bir dakikalık mini bir hikâye bulacaksınız. Bu hikâyeleri birkaç gün boyunca tekrar tekrar dinleyin, ta ki kendi başınıza aynı telaffuz ve tonlama ile tekrar edinceye kadar. Ertesi derse geçmeniz için bu çalışmayı yeterince yaptığınızdan emin olmak istiyorum. Sizin de bundan emin olmak isteyeceğinizi düşünüyorum. İşi şansa bırakmayı veya zamanın boşa geçmesini istemezsiniz, değil mi? O nedenle, bu çalışmalar aynı zamanda sizin için ciddi çaba gerektiren birer ödev olacak. Yeterince dinlediğiniz ve tekrar edebildiğiniz hikâyeyi, akıllı telefonunuzla veya başka bir cihazla kendi sesinizden kaydedip size gelen emaile yanıt olarak göndermenizi bekliyorum. (Ses kaydınızı emaile ek yapmayı unutmayın!) Bunu sizin adım adım ilerlemenize güvence olması için istiyorum. Çalışmayı yaptığınızdan emin olduktan sonra, gönderdiğiniz dosyayı hemen sileceğimden emin olabilirsiniz. Ardından, bir sonraki ders emailinize gelecek, aynı şekilde ona çalışacaksınız. İlerledikçe belki farklı yöntemlerle geri dönüşler önereceğim. Bu arada, sizden de bir arkadaşınızın da bu öğrenme sürecinden yararlanmasına yardımcı olmanızı isteyeceğim. Bununla ilgili açıklamamı sırası geldiğinde emailimde bulacaksınız. Kursun yararını farkettiğinizde eminim zaten bunu sevdiklerinizle paylaşmaya başlamış olacaksınız.

Göndereceğim dosyalar ile bir kez bu yönteme alışmaya başlarsanız, sonrasında çalışmalara kolaylıkla kendiniz devam edebilirsiniz. Hepsi hepsi 15 – 20 cümle içeren uzunlukta 15 – 20 pasajı yeterince dinleyerek akılda tutmayı başardığınızda, İngilizce konuşma konusunda artık sıkıntı yaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Bir pasaj için toplamda 30 dakika vermeniz yeterli olacak. Sonuçta yaklaşık 10 saatlik bir çalışmayla elde edeceğiniz kazancı düşünebiliyor musunuz?

Özgüven kazanacaksınız

Kendi konuşmanızı kaydedip bunu çekinmeden başkalarıyla paylaşabilmek, İngilizce konuşmanız konusunda size tahmin etmediğiniz düzeyde bir özgüven kazandıracak. Zor bir bariyeri aştığınızı hissedeceksiniz. Devamında, aynı şekilde başkalarıyla konuşabilme rahatlığı elde edeceksiniz. Bu tür İngilizce iletişim kurma çalışmalarıyla yazının en başında saydığım kısıtlardan kurtulmaya başlayacaksınız.

Kendinizi ifade etmek, sözcükleri bilmekten çok daha fazlasıdır!

Çevrenizde İngilizceyi okuyup, yazabilen ancak sıra konuşmaya gelince kendini ifade edemeyen birçok kişiye büyük ihtimalle siz de rastlamışsınızdır. İşte bunu vurgulamak istiyorum: “Kendinizi ifade etmek, sözcükleri veya cümleleri öğrenmekten çok daha fazlasıdır!”

Şunu hemen vurgulamalıyım: İngilizce bilmek ayrı, iletişim kurabilmek ayrı bir beceridir. Bu kursta izleyeceğimiz yöntem, size kendinizi rahatça ifade edebilmenin yolunu açıyor. İngilizceyi öğrenmek istiyorsanız, yalnızca İngilizce okumakla veya dinlemekle kalmamalısınız. Anladıklarınızı dile getirebilmelisiniz. Çünkü İngilizce konuşabilmek için, doğrudan İngilizce konuşmaya başlamalısınız. Bir yerden konuşmaya başlamalısınız. Dolayısıyla göndereceğim mini hikayeleri kendiniz anlatmaya başladığınızda muazzam bir aşama kaydetmiş olacaksınız. Sınırlarınızı aştığınızı hissedeceksiniz. Hatırlayın, tüm bilginize rağmen sorun neydi? “İngilizce iletişim kuramıyorsunuz. Bir kez gözünüz korkmuş, hata yapmaktan, İngilizce konuşayım derken komik ve saçma duruma düşmekten korkuyorsunuz. Tekrar tekrar aynı yanlışlara düşmekten yoruldunuz!” İşte size önerdiğim şey, tüm bu engelleri aşmanın en güçlü yolu. Denediğinizde sonuçlarını göreceksiniz. Hatta elde edeceğiniz kazanımların burada saydıklarımdan çok daha fazlası olacağından emin olun!

Telaffuz neden önemli?

Bu kursun önemli kazanımlarından biri, size mükemmel telaffuz becerisi kazandıracak olmasıdır. Telaffuzun ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. İngilizce öğrenen herkesin karşılaştığı en büyük zorluklardan biridir. İngilizce iletişim kurmamızı engelleyen unsurların başında telaffuz gelir. Telaffuzdan emin olamayınca konuşmaktan geri dururuz. Ne yazık ki çoğu kişi için telaffuz, bulmacanın kayıp parçalarından biridir. Hatırlayın, İngilizce konuşamamanın en büyük nedeni pratik eksikliği demiştik. İngilizce dersleri, genellikle sürekli kelime ezberlemeye ve gramer kurallarına odaklanıp sınavlara boğulduğu için sonuçta İngilizce iletişim kurabilen pek çıkmaz. İngilizce iletişim kurabilmek için pratik yapmak şarttır. Pratik, ise bol bol dinlemek yanısıra bol bol “konuşmak” demektir. İşte bu “konuşma” kısmı ne yazık ki genellikle kayıp parçadır.

Küçük bir çocukken, anne-babanızdan başlayarak çevrenizden duyduklarınızı kopyalayıp taklit ederek ana dilinizi öğrenmeye başladınız. Ancak bu öğrenme aslında orada bitmedi. Bunu başka yollarla da devam ettirdiniz. Televizyonda gördüğünüz sahneleri diğer çocuklarla oynarken öğrenmeye devam ediyordunuz. Ezberleyip kendi kendinize söylediğiniz şarkılarla da öyle. Hayat boyunca, her alanda bir şeyleri taklit etmeyi sürdürürüz. Bu kursun yöntemi, kendinizi ifade etmeyi öğrenmenin etkili ve aynı zamanda eğlenceli bir yoludur. Eğlenerek öğrenirsiniz. Hem “dinlediğini anlama” ve hem de “anladığını ifade etme” beceriniz kısa sürede gelişir.

İngilizce iletişim kurabilmeniz hayatınızı değiştirecek

“Bu yöntemden yararlanmaya hemen başlamak istiyorum; açıkçası beni çok heyecanlandırdı.”
—Serap Karakaya

Umarım bu yöntemi öğrenmek size cesaret verdi ve şimdi İngilizce konuşmaya daha çok isteklisiniz. Kendinizi son derece rahat hissederek İngilizce konuşmaya başlamanızın zamanı geldiğini düşünmüyor musunuz? Tonlamaları, vurguları tekrar ederek dinlemeniz, anlarken söylenenleri ve kelimelerin arkasındaki duyguları hissetmenizi de sağlayacak. Bu yöntem doğal ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmanıza yardımcı olacak. Türkçe gibi İngilizce de iletişim kurabileceksiniz. Kurs bir bakıma potansiyelinizi ortaya çıkarmanıza yardımcı olacak. İngilizce dinlemenin İngilizcenizi ne kadar çabuk geliştireceğini göreceksiniz. Dinlediğiniz ve tekrar ettiğiniz kadar kazanacaksınız. Kendinize güvenerek İngilizce konuşmanız hayatınızı değiştirecek. Yaşam boyu size yepyeni ufuklar açacak. Ülkenizin olduğu gibi kendi sınırlarınızın da ötesine tanık olmaya başlayacaksınız. Farklı dünyalarla, farklı insanlarla iletişim kurabileceksiniz. Karşınıza çıkacak sayısız fırsattan yararlanmanız mümkün olacak. Hem çalışma yaşamınız, hem sosyal yaşamınız renklenecek, zenginleşecek. Getireceği kazanımlar saymakla bitmez. Ne demiş atalarımız: “Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan.”

Bu kursun tekniği ile tüm bu önemli becerileri birarada kazanmanızı, aynı zamanda İngilizce konuşmanın sizin için doğal ve zevkli bir hale gelmesini arzu ediyorum. Kendine güvenerek İngilizce konuşabilen versiyonunuzu ortaya çıkarmanıza yardımcı olmak istiyorum.

Bu kadar sözden sonra haydi şimdi başlayalım. Hemen kaydınızı yaparak ödevlerinizi almaya başlayın!


Dikkat! Bu yazıları mutlaka okuyun!

Size gönderilen emailleri kaçırmadığınızdan emin olmak için şu iki önemli yazıya göz atmayı unutmayın!

Gmail Kullanıcılarının Emaillerimi Kaçırmaması İçin Yapması Gereken Şey

Gönderdiğim Emailleri Alamayışınızın Nedenleri ve Çözümü

Paylaşmak önemsemektir.

Yazar Hakkında

Baki Karaçay

20 yılı aşkın süre profesyonel tecrübe sahibi Mühendis, Yönetici ve Eğitmen. Halen çokuluslu AB projelerinde Koordinatörlük ve Proje Döngüsü Yönetimi (PCM) Eğitmenliği görevlerini yürütüyor. Gönüllü olarak fotoğrafçılık, kayak ve bağlama dersleri veriyor. Ödüllü fotoğrafları ve yayınlanmış yazıları var.

Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz

14 yorum